Böylece, dans kusursuzluğa doğru yol aldı; bu iki kişinin devinimleri arasındaki uyumdan, uzlaşmadan doğan, kadının teslimiyeti, erkeğin egemenliğinden kaynaklanan bir kusursuzluk.
Erkek yorgunsa, kadının dansı vasattı. Eğer olanca dikkatini ona yöneltmişse, kadının dansı muhteşemdi.
Tonla numara biliyor bu romancılar. Mesela Doktor Goebbels; işe böyle başladı... Kurgu yazarak. Herkesin, yüzeyde ne kadar saygın olurlarsa olsunlar, içinde gizlenen bayağı arzulara hitap ediyor. Evet, romancı insanlığı iyi tanıyor; insanların ne kadar değersiz olduğunu, testisleri tarafından yönetildiklerini, korkaklıklarının kararlarında etkili olduğunu, her davayı hırsları yüzünden sattıklarını biliyor... Tek yapması gereken, insanların bam teline basmak; böylece, istediği tepkiyi hemen alıyor. Elde ettiği etki karşısında da yüzünü eliyle gizleyip kıs kıs gülüyor elbette.
Elmalı turta, Coca-Cola, filmden sonra yürüyerek gezinti, Glenn Miller... Tenekeden ve pirinç kağıdından, eksiksiz bir yapay Amerika yaratabilirsiniz. Mutfakta, pirinç kağıdından anne; gazete okuyan, pirinç kağıdından baba. Adamın ayaklarının dibinde, pirinç kağıdından bir yavru köpek. Her şey.
Bizler kör köstebekleriz. Toprağın içinde sürünüyor, yolumuzu burnumuzla buluyoruz. Hiçbir şey bilmiyoruz. Bunu kavradım... Şimdiyse nereye gideceğimi bilmiyorum. Korkuyla ciyaklıyorum sadece. Kaçıyorum.
Acınası.