İnsanların foyası elbet çıkar. Bilir misin, foyanın nereden geldiğini? Sadece üst tabladan ibaret boktan elmasları mıhlamadan önce altlarına folyo kâğıdı yerleştirirler. Taşı mıhlarlar. Böylece sanki taş birinci kaliteymiş gibi parlar, oysa yarısı yoktur. Yansıyan ışık taştan değil, altındaki folyodan geliyordur. Ancak bir gün mal, bir kuyumcuya gider de taşı sökülürse, müşteri meterlendiğini anlar. Çünkü taşın altındaki folyo kâğıdı tabak gibi ortaya çıkar. Folyo, zaman içinde foya kelimesine dönüşmüştür. Elmasın da, insanın da ne mal olduğu elbet anlaşılır. Yeter ki taşı sök.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Turizm, güneşin altında erimeden parlayan peynirlerin süslediği dev bir tuzaktır. Semirmiş fareleri yaralamanın tek yolu, onlara kendi dillerinde “Merhaba!” demekten geçer.
Milattan sonra birinci yüzyılda yaşamış olan Tacitus, günümüz Almanyası’na denk düşen topraklardan söz ederken “Kim Asya’yı, İtalya’yı, Afrika’yı terk edip bu bölgeye göç etmeyi düşünebilir? Burası, karanlık bir gökyüzünün altına yayılmış vahşi ve işlenmesi zor bir toprak” demiştir. Toprağın özellikleri, Tacitus’u dinlemeyen ve üzerine yerleşen göçmenlere miras kalmıştır.
Mücevher gerekli bir emtia değildir. Ancak hayal, gerçeğe katlanmak için gereklidir. Temel gıda, giyinme ve barınma gibi bedene yönelik harcamalar eti, hayaller ruhu doyurur. The Man Who Sold The World adlı şarkı, dinleyene şunu sordurur: The Man Who Bought The World kimdir? Dünyayı satın alanların kim olduğunu öğrenmek için Antalya’ya gelmek yeterlidir. Dünyanın tapusunu satanlara tezgâhtar, alanlara turist denir.
Tezgâhtarlıkta an önemlidir. Bilgi, tecrübe ve başarılarla dolu bir geçmiş kimseyi ilgilendirmez. Her müşteri yeni bir yetenek sınavıdır. Dünü kimse anımsamaz. Çünkü tezgâhtar belleği sarhoştur ve onu sarhoş eden de yaşadığı hayattır. Tezgâhtarın çevresindeki her şey o kadar hızlı değişir ki başı ve gözü dönmüştür.