Eskiden otizmli kişilere "aptal bilginler" denirdi; evet Yağmur Adam'daki gibi.
Çığır açan ama zamanlaması çok da iyi olmayan bir filmdi.
Otizmli kişilerin büyük çoğunluğunun zihinsel süpergüçlere sahip olmadığının altını çizeyim.
Fakat bu filmden önce erişkinlerde otizm olabileceğini çoğu kimse bilmiyordu, hatta otizmi duymamışlardı bile.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.
Eprimiş kumaş gibi sünmüş de azıcık çekiştirilse yırtılıp üzerinden düşecekmiş sanki bedeni. Yaşlı ve zengin Çinli, fettan bir fahişeyle sözleşir günün biri. Kadın bakar ki adamın dağ gibi serveti ancak bir fiskelik canı vardır, müşterisini evine almadan önce iki kabadayıyla anlaşır. Fahişe gözü kapıda, yaşlı adamla gönülsüzce sevişirken; paranın hayalinden başka haz almaz haliyle. Derken içeri iki kabadayı girer. O kadar iridirler ki, onlar geçerken kapının kenarları kırılır. Bellerinde palalar, gürzler, keskin bıçaklar... Fahişe ihtiyara birazcık acır, ne de olsa sinek gibi ezilecektir. Ne ki işler hiç de umdukları gibi gitmez. İhtiyarın elinde kabadayılar, birbirine vurup da tozunu almaya çalıştığı terlikler gibidir. Ki bir terliğin kendi iradesiyle bir adama vurmaya kalkması kadar gülünç düşer yumrukları. Fahişe olanları ilgiyle izler ve kahramanlığından etkilendiği ihtiyarı çekici bulmaya başlar. Derken kabadayılar bir fırsatını bulup ihtiyara kamayı saplar. Kama dibine kadar ihtiyarın gövdesine girer çıkar ancak yara der demez kaybolur. Kılıç, gürz, pala hiçbiri kâr etmez. Kesikler bir an görünür ve an geçince geride minicik bir iz bile bırakmadan silinir gider. Kabadayılar feleklerini şaşırıp kaçınca, fahişe ihtiyarla bir kez daha sevişir. Ama bu sefer aşkla, sevgiyle, tutkuyla öper o buruşmuş bedeni her yerinden. Ve adamda daha önce gömülü olan her yara kanamaya başlar. Öylesine tutkuyla kendilerini bu sevişmeye adamışlardır ki ne biri durur, ne öteki. Ta ki ihtiyar geçmişinin yaralarıyla kanamaktan ölünceye kadar...