İçimdeki öfkenin kabardığını sıktığım dişlerimden anlıyorum. Çizdiğim pencereye bakıyorum tekrar, oradaki perdeye. Ne demişti adam?
"Yaşam sizin için zor demek ki ona bir perdeyle sevimlilik katmak istiyorsunuz."
Olsa keşke, bir perdeyle düzelecek olsa yaşamlarımız...
Perdeler koymuşum pencereye; iki yana açılan perdeler, annemlerin evindeki perdelere inat. Kapalıydı bizim evin perdeleri. Bizim evde söylenecek şeyler söylenmez hiç; hiç söylenmeyecekler ya da söylenmese de olur şeyler söylenir bizde. Gölgesi de çoktu bizim evin. Işık olmazdı evde. Mobilyalar solmasın diye perdeler açılmazdı. Ruhlar solsun ama mobilyalar solmasın...
Ezberledim artık, başından sonuna kadar her ânını biliyorum. Annemin sesi. İnler gibi. Sayıklar gibi. Uyandı uyanacak. İstemiyorum. Göz göze gelmek istemiyorum. Yalan söylemek istemiyorum.
Boşluğun içinde debelenmek, sırların arasındaki gerçekleri beyhude aramak yoruyor beni. Belki de yorgunluktan sırlar uyduruyorum kafamın içinde, sonra onların altında eziliyorum. Kimi benim gibi ilaçları indiriyor mideye, kimi sıkıyor kurşunu kafasına.