Etkili hikâyeler anlatmak kolay değildir; zorluk hikayeyi anlatmakta değil, herkesin hikâyeye inanmasını sağlamaktır. Tarihin büyük kısmı şu soru etrafında döner: Birileri, milyonlarca insanı tanrılara, milletlere veya sınırlı sorumlu şirketlere inanmayı nasıl ikna eder? Bu başarıldığında Sapiens'e olağanüstü büyük bir güç verir, çünkü bu milyonlarca yabancının ortak bir hedef uğrunda işbirliği yapmasını ve birlikte çalışmasını sağlar. Kendi aramızda, sadece fiziksel olarak var olan şeylerden, örneğin nehirlerden, ağaçlardan ve aslanlardan bahsedebildiysek eğer, devletlerin, kiliselerin ve hukuk sistemlerinin kurulmasının ne kadar zor olabileceğini düşünün. Bilişsel Devrimden bu yana, Sapiens böyle bir günlük ikilikle yaşıyor. Bir taraftan nehirlerin, aslanların ve ağaçların nesnel gerçekliği; öte yandan tanrıların, milletlerin ve şirketlerin hayali gerçekliği. Zaman geçtikçe hayali gerçeklik daha da güçlendi; öyle ki bugün nehirlerin, aslanların ve ağaçların yaşamı hayali varlıklar olan tanrılar, milletler ve şirketlerin insafına kalmış durumdadır.
Yaklaşık 14 milyar yıl önce, Bin Bang olarak adlandırdığımız bir şeyle madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı. Evrenimizin bu temel özelliklerinin hikayesine fizik diyoruz.
Bunların ortaya çıkışından yaklaşık 300 bin yıl sonra madde ve enerji, atom adını verdiğimiz daha karmaşık yapılar ortaya çıkardılar, bunlarda zamanla birleşerek molekülleri oluşturdu. Atomların, moleküllerin ve aralarındaki etkileşiminin hikayesine kimya diyoruz.
Yaklaşık 4 milyar yıl önce, Dünya adı verilen gezegende, bazı moleküller organizma adı verilen oldukça geniş ve karmaşık yapılar oluşturdu. Organizmaların hikayesine biyoloji diyoruz.
Yaklaşık 70 bin yıl önce Homo sapiens'e ait organizmalar, kültür adını verdiğimiz daha karmaşık yapılar oluşturdular. Bunu takip eden insan kültürlerinin gelişimine tarih diyoruz.
Tutkunun ve peşin hükümlerin sularına sükûnet yağından dökün ki ne kadar tehditkâr olurlarsa olsunlar, mutsuzluk rüzgarları hayat okyanusunda yol alan ruhunuzun küçük gemisini parçalamasın.