Evinn

Kendimi ifade etme isteği, bir insana olan ihtiyacım hiç ama hiçbir zaman bu kadar fazla olmamıştı; binlerin, on binlerin dalgalandığı, sıcaklık ve sözcüklerin etrafı sardığı bir yerde benim damarlarım bu kalabalığın damarıyla bir türlü birleşmiyordu.
Reklam
Sevgili okuyucularım: Cehalet en büyük düşmandır. Ama bu düşman dışarıdan gelmez. Bunu biz kendimiz büyütür, bizi daha çok cahil edecekleri başımıza getirmek için sandıklara, koşarız, zira cehalet rehaveti, rehavet yalancı bir rahatlığı, o da sonunda felâketi getirir. Türkiye insanı böyle bir felâket yoluna çoktan girmiştir. Korkum bunun sonunun cehennem olacağıdır ki, ilk ateşleri de son on yıldır görünmeye başlamıştır. O ateşe, edinemediğimiz arkadaşlarımızla bir arada itilmekteyiz.
Yani devlet asla bir kimsenin aklı ile, entelektüel ve ahlaki yönden, yüzleşemez; yalnızca bedeni ve duyuları ile yüzleşebilir. Akıl veya dürüstlük olarak değil yalnızca fiziksel güç olarak üstünlüğü vardır.
Diğerleri — milletvekilleri, politikacılar, avukatlar, bakanlar ve ofis sahipleri — devlete üst kademelerde beyinleri ile hizmet edenler, ki çok nadir ahlaki kararlar alırlar, Tanrı diye daha çok, istemeden de olsa, Şeytana hizmet eder gibidirler. Yalnızca çok az insan — kahramanlar, yurtseverler, şehitler, devrimciler ve insanlar — devlete vicdanları ile hizmet ederler ve bu sebepledir ki çoğunlukla direnişle karşılaşır ve düşman gibi görülürler.
Hükümet, insanların iradesiyle seçilmiş ve bu iradeyi yürüten bir kanaldır, ama halkın iradesinden önce, eşit miktarda istismarı ve sapkınlığı getirir.
Reklam