1072-1074 yıllarında yazılan Dîvânu Lugâti't-Türk'te yazılan "kepeli" kelimesi bugün bildiğimiz "Kelebek" kelimesinin kökenidir.
Feng Shui felsefesinde kelebeğin sembolik anlamı: İnancı ve hayatta karşılaşılan zorluklara rağmen inancını kaybetmemektir. Uzak doğuda bir nevi gençliği ve dinamizmi simgeler, kelebek.
Kitabımızda da bu tanımları karşılayan yaşam hikayesiyle örülü adeta.
Kitaptaki karakterimiz: Papillondur. (Fransızca: Kelebek). Ne anlatıyor dersek, iki cümleyle kitap açıklanabilir: İşlemediği cinayet yüzünden müebbet kürek cezasına çarptırılan Papillon ve yaşadıkları..
Ama kitap bu 2 cümleden çok daha fazlası, böyle tanımlamak büyük haksızlık olur.
=> Fransız deneme yazarı ve ahlakçı Joseph Joubert der ki:
"Ey özgürlük! Adalet varsa sen de varsın."
Papillon'u anlatır bu söz. Başsavcı Pradel ve onunla birleşen Jüri Heyeti'nin attığı haksız şamar, Papillon'un hayatını yerle yeksan etmiştir. Artık tek gayesi vardır: Bir an önce kurtulup onu bu hale getirenlerden öcünü almaktır yani gerçekten suç işlemek.
Çokça girişimi olacaktır kaçmak için ilk andan itibaren hedefini ve onun peşinde yılmadan gidişini kendisi şöyle anlatır:
"Tepeme inen çığın beni, intihara sürükleyecek kadar şaşırttığını mı sanıyorlar. Yürekliyim, yürekli olacağım. Her şeyle, herkesle mücadele edeceğim. Yarından tezi yok. İşe koyulacağım. (Syf 19 - E Yayınları 5. Baskı 1971)
Yakın arkadaşı Louis Dega'ya bir kaçma girişimi öncesi, katılmasını istediğinde, Dega kendisine:
"Umutsuzluğun içinde umut göremiyorum." (Papillon, Yönetmen: Michael Noer, 2017)
diyerek teklifi reddetmişti ama o yılmamıştı. Elimizde kitabı tutup okuyabiliyorsak; onun umudu görmesindendir.
Unutmayalım ki:
"İnsan, hissettiği kadar sağlıklıdır." (Alıntı: Taxi Driver - Yönetmen:Martin Scorsese - 1976)
Bu dolu dolu