Öncelikle kitabın çok sevenleri ve sevmeyenleri var. Ben bir tarafta yer alamıyorum çünkü her ikisini de hissettim. Kitabın ilk bölümlerini heyecanla okudum yarısına geldiğimde bi duraksama dönemi oldu kitap hiç ilerlemedi ve yazarın tekrara düştüğünü hissettim. Son bölümleri ise yine hiç durmadan okudum ve hızlı bir şekilde akıp gitti. Kitap bu aralar yalnız hissettiğim bir döneme geldiği için karakterlerle derin bir bağ kurdum. Sanki Kemal ve Füsun yakın arkadaşımmış da onları dışarıdan izliyor, kızıyor, üzülüyor ve heyecanlanıyordum. Kitabı aşırı sevmedim ama karakterle derin bir bağ kurmam kitaba beni bağladı ve sonunda ağlattı. Karakterlere gelecek olursak Kemal'e acısam mı üzülsem mi ya da aşkına saygı mı duysam bilemedim. Gerçi Kemal bize çok mutlu bir hayat yaşadığını ve bunu herkesin bilmesini söylediyse diyecek söz kalmamıştır. Füsun'a gelirsek kafamda en çok soru işareti kalan karakterdi. Gerçekten Kemal'e aşık mıydı yoksa hayalleri için kullandı mı? Ve en merak ettiğim (burası spoiler) Neden Kemal'le birlikte kendilerini ölüme yani bir nevi intihara sürükledi. Göz göre göre ölüme götürdü. Küpeleri fark etmedi diye mi yoksa hayallerine kavuşamadığı için sorumlu tuttuğu Kemal'i kendisi ile cezalandırmak için mi?
Keşke kitabı bir de Füsun' dan dinleseydik. Aslında aklımda romanı tamamıyla inceleyip karakterlerin ruh incelemesine girmek vardı fakat burada bırakacağım.
Son olarak içimde değişik bi' huzursuzluk bırakan bir kitap olduğunu söylemeyelim.