Ben de kendimi eşi benzeri olmayan bir çiçeğe sahip olduğum için zengin sanıyordum. Oysa sahip olduğum şey sıradan bir gülden ibaretmiş. Çiçek ve biri tamamen sönmüş dizime kadar gelen üç volkan beni büyük bir prens yapmaz.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,3bin okunma
Çok soft bir çizgi romandı, yazılan hikayeyi çok beğendim. Bu benim ilk çizgi roman kitabındı ve başta okumakta zorlandım. Adapte olamadım bi ama kısa sürede toparlarladım ve anlatılan hikayeyi çok beğendim. Bu kitap daha fazla çizgi roman okuma isteği uyandırdı ve ben bunun için gerçekten çok heyecanlı ve sabırsızım. Kısa sürede serideki diğer kitapları okumak dileği ile…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Ben hiç mutlu oldum mu?” Sanırım kitabın kapağını kapattığımda ve sonrasında uzun süre boyunca zihnimde en çok yankılanan alıntı bu oldu.
Kısa bir hikâye olmasına rağmen oldukça yoğun, hatta yer yer zorlayıcı; buna rağmen edebî değeri son derece yüksek. Bir çırpıda okunacak değil aksine sindire sindire okunacak bir kitap. Tip Marugg, varoluşsal sancıları ve yalnızlığı ajitasyona kaçmadan, şiirsel ve vurucu bir dille okuyucuya sunuyor. Karakterin zihninden dökülen her cümle, derin felsefi sorgulamalar barındırıyor.
Kitap, bir adada, gece vakti verandasında viskisini yudumlayarak sabahın gelişini bekleyen yaşlı bir adamın içsel monologları ve anıları üzerine kurulu. Melankolik ve ağır bir atmosfere sahip olduğu için herkese rahatlıkla önerebileceğim bir kitap değil; çünkü ben de okurken zaman zaman oldukça zorlandım. Ancak kitabın kapağını kapattığımda zihnimde bıraktığı sorgulamalar ve hissettirdikleri benim için çok değerliydi.
Yazarın karaktere bir isim vermemiş olması ise bana, okuyucuyu karakterin bizzat kendisi yaparak hikâyeye davet ettiği hissini verdi. Zaten güçlü betimlemeleri sayesinde zihninizde canlanan dünyaya kolaylıkla dahil oluyor, kendinizi hikâyenin içinde buluyorsunuz.
Karayip edebiyatından ilk okumam olan Sabahın Kükreyişi, ilerleyen zamanlarda kesinlikle tekrar okumak istediğim eserlerden biri. Tıpkı Küçük Prens gibi, her okunuşta zihnimde farklı kapılar aralayacağını ve bana yeni bakış açıları kazandıracağını düşünüyorum. İkinci kez okuduğumdaysa bende nasıl izler bırakacağınıysa şimdiden merak ediyorum.
Uzun bir aradan sonra Dostoyevski okumak bana iyi geldi doğrusu. Amcanın Düşü, Dostoyevski'nin alışık olduğumuz ağır ve karanlık atmosferinden oldukça farklı bir eser. Daha çok taşra aristokrasisinin yapaylığını, insanların statü ve çıkar uğruna nasıl şekil değiştirebildiğini mizahi bir dille anlatıyor. Büyük Dostoyevski romanlarındaki derin psikolojik çözümlemeleri arayanlar için eksik kalabilir ancak yazarın mizah anlayışını ve toplumsal gözlem gücünü görmek açısından oldukça keyifli bir okuma oldu benim için. Kısa olmasına rağmen insan doğasına dair birçok şeyi düşündüren bir eser.
Konusu ise;
"Kitap, evde kalmış kızını yaşlı ve oldukça varlıklı bir prensle evlendirmeye çalışan hırslı bir annenin planları etrafında şekilleniyor. Ancak ayakta durmakta bile zorlanan Prens, yaşananların gerçek mi yoksa bir düş mü olduğundan emin değildir. Bunun üzerine yeğeni, amcasını bu evlilikten vazgeçirmek için ona her şeyin bir rüyadan ibaret olduğunu düşündürmeye çalışır. Fakat işler hiç kimsenin beklemediği bir noktaya sürüklenir; evlilik ve soyluluk hayalleri kontrolden çıkarak karakterlerin hayatlarını bambaşka yönlere savurur."
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20214,356 okunma
İncelememe geçmeden önce, yazarla ilgili dikkatimi çeken küçük bir ayrıntıdan söz etmek istiyorum. Bu, Thomas’tan okuduğum ikinci kitap ve her iki eserde de gözüme çarpan ortak bir özellik var: tekrarlar. Yazar, bazı düşünce ve ifadeleri öylesine sık yineliyor ki bir noktadan sonra “Tamam Thomas, anladık…” derken buldum kendimi.Bu tercih anlatının ritmine katkı mı sağlıyor, yoksa okuru yoruyor mu, kararını sizlere bırakıyorum.
Kitaba gelecek olursak; eser iki bölümden oluşuyor. Aslına bakılırsa ben bu iki bölümü, konusu aynı fakat anlatıcıları farklı iki ayrı anlatı gibi değerlendirdim.
İlk bölümde, Avustralya’nın dağlık bir kasabasında yaşayan bir doktorun hikâyesini okuyoruz. Doktor, ziyaret ettiği hastaların yalnızca sağlık sorunlarıyla değil, içinde yaşadıkları barbar ve vahşi yaşamla da ilgileniyor. Üstelik bu gözlemlerine oğlunu da dâhil ediyor; ona göre bu deneyimler, oğlunun gelecekte hayata daha sağlam adımlarla hazırlanmasını sağlayacak.
İkinci bölümde ise sahneye bir prens çıkıyor. Ve anlatıyor… Durmadan, uzun uzun anlatıyor. Bir noktadan sonra kendime, “Bu prens bir dâhi mi, yoksa deliliğin sınırlarında dolaşan biri mi?” diye sormadan edemedim. Çünkü onun gözünde dünya başlı başına hastalıklı bir yer ve bu dünyada yaşayan insanlar da kusursuz olmaktan oldukça uzak.
Yazar, insan doğasına, medeniyet kavramına ve toplumun çelişkilerine dair düşündürücü sorgulamalar sunuyor. Ancak bunu yaparken okurundan da ciddi bir dikkat ve sabır bekliyor.
Sonuç olarak, okunması kolay olmayan ama edebî açıdan güçlü bir eserle karşı karşıyayız. Benim için yorucu bir okuma deneyimi oldu; ancak bu yorgunluk kitabın başarısından hiçbir şey eksiltmedi. Aksine, uzun süre zihnimde yer edecek romanlardan biri olduğunu söyleyebilirim.
Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın :)
SarsıntıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20261,090 okunma
Benim için yerin her zaman ayrı olacak küçük prensim.Canimi çok yaktiklarinda yada aşırı sevindiğimde inan ki aklıma sen geliyorsun.Inan ki insanlar kötüler ve senin dünyanda yaşamak isterdim.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Panama Yayıncılık · 2016280,3bin okunma