Nasihat almak isteyenler için çok güzel bir kitap
9/10
·229 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:09
Kitap, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hadislerinden seçilmiş öğütleri bir araya getirerek Müslümanın nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini anlatır. Eserde iman, ibadet, ahlak ve insan ilişkileri üzerine temel prensipler sade ve anlaşılır bir şekilde sunulur. Kitabın ana fikri, insanın Allah'a samimiyetle bağlanması, ibadetlerini ihlasla yerine getirmesi ve güzel ahlak sahibi olmasıdır. Peygamber Efendimiz'in öğütleri doğrultusunda doğruluk, sabır, şükür, merhamet, cömertlik, tevazu ve affedicilik gibi erdemlerin önemi vurgulanır. Ayrıca anne-baba hakkı, akrabalık bağları, komşuluk ilişkileri, kul hakkı, yardımlaşma ve kardeşlik gibi sosyal konular da ele alınır. Eser, yalnızca teorik bilgiler vermekle kalmaz; okuyucuyu günlük hayatında bu öğütleri uygulamaya teşvik eder. Her öğüt, insanın hem dünyada huzurlu bir yaşam sürmesine hem de ahirette Allah'ın rızasını kazanmasına yardımcı olacak bir rehber olarak sunulur. Kısaca kitap, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sözlerinden hareketle Müslümanın karakterini güzelleştirmeyi, Allah'a yakınlaşmasını ve toplum içinde faydalı bir birey olmasını hedefleyen manevi ve ahlaki bir rehberdir.
Din
Peygamber Efendimiz (s.a.v) 'den 55 Altın Öğütİbrahim Gadban · Neda Yayınları · 037 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 64. kitabı
ÖLÜ KUŞLARIN SESSİZLİĞİ . " Zamanla geçen şey acı değil çünkü. Geçen tek şey zaman. Acı olduğu gibi duruyor, sadece sen onunla yaşamaya alışıyorsun bir süre sonra, o kadar. " . Ölü Kuşların Sessizliği, Başak Sayan kalemiyle tanışma kitabım oldu. Böylesi derin ve ince düşünülmüş hesaplarla bir kurgu beklemezken, başta Nigahtar olmak üzere diğer kitaplarını da listeme ekledim. Bir cam kadar kırılgan ruhunun bu acımasız dünyaya katlanabilmesinin yegane sebebi Emre olan Nazlı, hayatı boyunca en yakın arkadaşı olan ve tuhaflıklarını hoş karşılayan tek insan Evrim'in aşkıyla evlenmişti. İyi giden evlilikleri son aylarda biraz sekteye uğrasa da neyse ki toparlamışlardı. Nazlı, o öğleden sonra kalktığında bu kadar saat uyumuş olmasının şaşkınlığı bir yana kocasına da ulaşamıyordu. Yine üniversiteden çıkıp Dragos da kalmış olmalıydı. Birden mutfak dolaplarının açık olması, ilk defa gördüğü eşarp ve evdeki Nazlı ile Emre'nin sessizliği dikkatini çekti. Yanlarına gittiğinde ise kuzgunlarının sessizliği yaşlarının akmasına engel olamadı. O anda çalan kapı zili, ardı arkası kesilmeyen imkansızlıkların başlangıcıydı. Komiser Mehmet Ali, acı gerçeği söylediğinde etraf kararmış ve gözünü Lapis Hastanesinde açmıştı. Eşi intihar etmiş dense de araştırmalar cinayeti işaret edıyordu. Mehmet Ali geçmişteki gözleri gördüğü Nazlı'da, zaman kayıplarını Zeynep doktordan öğrenmiş, hemşire Ferhan ile de büyük şoku yaşamıştı. Peki Özlem komiser ile birlikte olayları çözüp gerçek katili bulabilecekler miydi? Alef Hoca ile yaptıkları konuşmalar ve sarkacın salınımı yasası, kan kadar kırmızı yakut taşlı pırlanta yüzük, eşinin hiç çıkarmadığı bulunamayan rolex saat, kırmızı eşarp, iki tarafında aileden gelen travmaları ve kuzgun kuşlar... Polisiye-gerilim romanı gibi görünen fakat sayfalar
Ölü Kuşların SessizliğiBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026907 okunma
Reklam
Puan vermedi·432 syf.··
2026 5. kitabı
Hayatın bir bumerang gibi işlediğini, attığımız her adımın bir gün mutlaka bize geri döneceğini anlatan sarsıcı bir yolculuk. Hikâye, Nazlı’nın eşinin şüpheli ölümü ve evindeki kuşların katledilmesiyle başlayan bir kabusun içine, karakterin zihnindeki o derin sisle birlikte bizi de çekiyor. Karakterlerin o puslu ve çözülmesi zor bilinçaltı dehlizlerini okumayı çok seviyorum. Zihnin o sisli tarafı, hikayeye bambaşka bir derinlik katıyor. Polisiye türünün o merak uyandıran temposunu taşırken, asıl gücünü karakterlerin kendi geçmişleri ve karanlıklarıyla yüzleşmelerinden alıyor. Sistemin dışına itilmiş eski bir istihbaratçı ile Cinayet Büro'nun tek kadın polisinin, birbirlerine güvenip güvenmeme ikilemiyle başlayan zorunlu iş birliği, aslında sadece bir dosyayı değil, birbirlerinin yaralarını da kapatma çabasına dönüşüyor. Geçmişin günahlarının, ödenmemiş borçların ve insanın kendi zihnindeki o sessizliğin peşine düşen bu roman; olaylar netleştikçe dünyada tesadüf diye bir şeyin olmadığını, her şeyin bir ritim içinde dengelendiğini hissettiriyor. Polisiye türünde çıtayı her zaman yüksek tutan, insan bilinçaltı ve içsel yolculuklar üzerine de fazlaca okuma yapan bir okur olarak; bu kitabın kurgusunu ve psikolojik derinliğini tam tadında bulduğumu söyleyebilirim. Hem zihni yoran hem de duyguları harekete geçiren, dengeli ve sarsıcı bir okuma deneyimiydi. Oyunculuğuyla yakından tanıdığım Başak Hanım'ın kaleminden okuduğum bu eser, yazardan okuduğum ilk kitaptı ve gerçekten enfes bir kitap olduğunu söylemek isterim. "Kime ne yaşattıysan verdiğin şeyin aynısını yaşarsın bu hayatta. Acı verirsen aynı acıyı, mutluluk verirsen aynı mutluluğu yaşarsın. Unutma, başkasına yardım eden insan aslında kendine yarım ediyordur. Evrensel prensipler bunlar."
Ölü Kuşların SessizliğiBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026907 okunma
Puan vermedi·306 syf.·
2026 11. kitabı
Yapay zekâ çağının tam kalbinde yaşarken, bu teknolojinin aslında "nasıl" çalıştığını kavramak çoğu zaman fütüristik spekülasyonların ve bilimkurgu senaryolarının gölgesinde kalıyor. Sean Gerrish’in kaleme aldığı Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?, tam da bu bilgi kirliliğinin ortasında okura gerçekçi bir sığınak sunuyor. Yazar, kitabın hemen başında felsefeci, ekonomist ya da tarihçi olmadığını, bir mühendis olduğunu vurgulayarak beklentileri çok net bir şekilde belirliyor. Bu mühendislik perspektifi, yapay zekâyı kendi kendine var olan mistik bir varlık olmaktan çıkarıp, onu kodların, deterministik talimatların ve matematiksel algoritmaların dünyasına geri çağırıyor. Yazarın amacı, otonom sistemlerin sihrini bozmak değil; aksine, o sihrin arkasındaki devasa emeği ve mantığı anlaşılır kılmak. Bu anlaşılırlık çabası, kitabın kurgusuna da oldukça başarılı bir şekilde yansımış. Yazar, konuyu kopuk olaylar silsilesi olarak değil, birbirinin üzerine inşa edilen sağlam bir tarihsel miras olarak ele alıyor. Hikâye, 18. yüzyılda Vaucanson’un icat ettiği mekanik otomatlarla başlayarak, insanın kendi suretinde ve doğayı taklit eden makineler yapma dürtüsünün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Bu tarihsel temelden güç alan anlatı; Deep Blue’nun satranç tahtasında Kasparov’a karşı kazandığı zaferden, Watson’ın bilgi yarışmasındaki başarısına ve AlphaGo’nun akıl almaz karmaşıklığına kadar uzanan çok mantıklı bir evrim çizgisi izliyor. Okur, devrim niteliğindeki bir teknolojinin gökten zembille inmediğini, her bir problemin yıllara yayılan deneme yanılmalarla nasıl adım adım çözüldüğünü bu doğrusal kurgu sayesinde çok daha rahat içselleştirebiliyor. Tarihsel arka plandan günümüz sistemlerine geçildiğinde ise kitabın en güçlü yönü olan o "kara kutuyu" açma cesareti devreye giriyor.
Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?Sean Gerrish · Tübitak Yayınları · 202510 okunma
Eser hakkındaki değerlendirmem
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Boşa yazılan, boşlukta kalan, boşa giden bir cümle yok. Cümle satırlar ders niteliğinde… Kısa, öz ve net. İstifade etmek lazım. Zevkle okudum. İlim ve fikir adamlarından, bilim insanlarından, tasavvuf erbabından alınmış çık kıymetli nasihatler, öz deyişler, prensipler var. Hülasa, dolu dolu bir eser. Bilgi ve eylem hazinesini geliştirecek nitelikte…
Kime Kulsun?Emin Işık · Tuti Kitap · 2016154 okunma
7/10
·107 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 20:55
Musaşi bu kitabı, ömrü boyunca girdiği 60'tan fazla düellonun ardından, hayatının son yıllarında bir mağarada (Reigandō) inzivadayken yazmıştır. Bu detay çok önemlidir; çünkü kitap, genç bir savaşçının hırsını değil, ölümü ve yaşamı kılıcın ucunda defalarca tatmış bir ustanın yalın bilgeliğini sunar. Kitabın Yapısı: Beş Element Musaşi, öğretisini Budist kozmolojisindeki beş elemente ayırmıştır: • Toprak Çemberi: Temel prensipler ve stratejinin "yolu" üzerine odaklanır. Bir binanın temeli gibi, disiplinin önemini vurgular. • Su Çemberi: Ruhun ve bedenin esnekliği üzerinedir. Su gibi her kaba uyum sağlamayı, ama gerektiğinde bir sel gibi yıkıcı olmayı anlatır. • Ateş Çemberi: Muharebe anı, zamanlama ve düşmanın psikolojisini yönetme üzerinedir. "Saldırı" ruhunu temsil eder. • Rüzgar Çemberi: Diğer okulların (ekollerin) geleneklerini eleştirir. Musaşi'ye göre gösterişli teknikler boşadır; önemli olan sadece neticedir. • Boşluk Çemberi: En derin bölümdür. Zen Budizmi ile paraleldir. Her şeyi öğrendikten sonra hiçbir şeye saplanıp kalmama halini anlatır. "Bir şeyi bildiğinde, her şeyi bilirsin." Musaşi, bir kılıç ustasının marangozdan, bir generalin sanatçıdan öğreneceği şeyler olduğunu savunur. Ona göre "Yol", her disiplinde aynıdır: Odaklanma, ritim ve gereksiz olanın elenmesi. Japon Kültürü Açısından Önemi Japon kültüründe "Sadō" (Çay Yolu), "Shodō" (Kaligrafi Yolu) gibi pek çok "Yol" (Do) vardır. Musaşi’nin kılıç sanatı ise sadece öldürmekle ilgili değildir; bir kendini gerçekleştirme biçimidir. Kitapta geçen Hyōhō (strateji sanatı) terimi, sadece fiziksel kavgayı değil, yaşamın her anındaki kaosu yönetme sanatını simgeler. Okuyacaklara Bir Not Erdal Küçükyalçın çevirisi (görseldeki baskı), Japonya üzerine akademik çalışmaları olan bir isimden geldiği için oldukça
Beş Çember KitabıMiyamoto Musashi · Anahtar Kitaplar Yayınevi · 2006740 okunma
Reklam