Basit, hatta belki de hiç güzel olmayan bir resim bende ne müfrit intibalar bırakmış, ne geniş ümitler doğurmuştu. O soluk insan yüzüne kitaplar dolduracak kadar çok mânâlar vermiş, onda, hakikatte asla mevcut olmayan vasıflar bulmuştum.
Onu bu şekilde geri çevirmekle belki de haksızlık ettim; bana iyi davrandı, ben kabalık yaptım. Yazık! Bu benim hatam değil. Her şeyi çirkinleştirip solduran benim mahkûm nefesim.
Ne yazık! Ölüm ruhumuzu ne hâle getirecek? Onu nasıl şekillendirecek? Ondan ne alıp ne verecek? Onu nereye yerleştirecek? Bazen dünyaya bakıp ağlaması için etten gözler bahşedecek mi?