“SU İÇENLER, ASLA İYİ ŞİİR YAZAMAZLAR” (Horace)
Puan vermedi·236 syf.··
2025 14. kitabı
Prof. Ersin Doğer’in daha önce “İzmir’in Symrna’sı” kitabını okumuş, eserden pek yararlanmıştım. Doğer’in “Antik Çağ’da Bağ ve Şarap” adlı eserinden de aynı nispette istifade edip keyif aldım. Şarap deyip geçmemek lâzım. Şarap demek, üzüm, yani bağcılık demek. Çok eski zamanlardan bu yana (aklımda kaldığı kadarıyla, MÖ yaklaşık 5000’lerden itibaren) biliniyor, üretiliyor, içiliyor. Üzümün yetiştirilmeye başlaması ise ondan birkaç bin yıl daha eskiye uzanıyor. Bazı bulgulara göre Anadolu, şarabın anavatanı olabilir (Uzundere, Erzurum). Anavatan olmaya aday diğer yerler ise Kafkasya ile Mezopotamya; çevremizdeki bölgeler. Üzüm elde etmek zorlu bir tarım faaliyetini gerektiriyor ve coğrafyadan coğrafyaya, topraktan toprağa, iklimden iklime, idareden idareye farklı bir hâl alıyor. Suyundan da yararlanılan, pek tatlı bir nimet olduğu için, antik dönemin kültüründe kendine büyük yer buluyor. Uğruna şiirler, tarifler, kanunlar, reçeteler yazılıyor; çok sayıda heykele, çömleğe ekleniyor; farklı kalitelerdeki türleri, toplumsal statü ayrımını gösteren bir unsur oluyor; tanrılara bile sunulması icap ediyor… Besin elde etmenin bir sorun teşkil etmediği çağımızda bile üzüme ve şaraba ne kadar önem verilir, bir de antik çağları düşünün. Antik dünyanın dört temel besininden üzüm/şarap (diğerleri: ekmek, zeytin ve balık), sarhoş edici etkisiyle apayrı bir özelliğe de sahip. Tadan insanı başka bir bilinç düzeyine yükselten içecek, bu yönüyle sosyal hayata da derin biçimde etki ediyor: İbadetlerde, eğlencelerde, edebiyatta başrolü oynuyor. Temiz su kaynaklarının bol bulunmadığı zamanlarda, işlemden geçirilerek şişelenebilen şarabın susuzluğa da çare olabildiğini unutmamalı. Üzüm/Şarap, Antik Çağ’da o derece önemli bir besin ki, Dionisos isimli bir tanrı onunla özdeşleşiyor.
Antik Çağ’da Bağ ve ŞarapErsin Doğer · Sakin Kitap · 20235 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2024 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 12:48
Kitabın adı: Eylül Şafağında Prıapos Yazarın adı:Kenan Döner Sayfa sayısı:143 Ahmet Veli ve Ali üç arkadaştır balıkçılıkla geçinmektedirler. Bunlara bir de Hüseyin Rahmi katılır. Hüseyin Rahmi mültecidir ve de peşinde adamlar vardır yakaladıkları anda öldüreceklerdir. Neden Öldürecekler suçu ne insan insanı neden öldürür ki...
Eylül Şafağında PraposKenan Döner · Almina Kitap · 20224 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·842 syf.··
2023 173. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2023 00:00
16.11.2023 Kitabın adı:Eylül Şafağında Prıapos Yazarın adı:Kenan Döner Sayfa sayısı:144 Ahmet,Ali,Veli üç arkadaş balıkçılık yaparlar. Geçimleri bu şekildedir.Ahmet Makbule ile evlidir. Ali ve Veli bekardır. Bu üçlü üniversiteden arkadaştırlar. Kafaları fikirleri birdir. Devrimci düşüncedirler. Birde Suriye'den kaçıp gelen Hüseyin Rahmi vardır. Hüseyin Rahmi garsonluk yapmaktadır. O da diğer üçlü gibi aynı düşüncededir. Küreselleşmeye karşıdırlar onlar konuşurken yanlarına bir kadın gelir adı Aysel tanırlar birbirlerini üniversiteden arkadastırlar. Yıllar sonra buluşmanın heyecanıyla sohbete dalarlar Ahmet eşini arar gecikeceğini söyler balıkçı teknesindeyken karşıdan Suriye'ye ait tekne gelir ve Hüsyin'i alır giderler. Geride kalanlar çok üzülür. Termik santral yapımındanda rahatsız olurlar eylem yaparlar. Eylem yaparlar acaba başarılı olurlar mı ???
Eylül Şafağında PraposKenan Döner · Almina Kitap · 20224 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2023 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 21:04
Hakan Günday’ın tarzını seviyorum ya gerçekten farklı bakıyor ve bunu yansıtıyor tek sevmediğim şey karakterlerinin çok basit şeylerden yaşamak istemeyişi kaçıncı kitabı bu beşinci oldu sanırım bir çoğu normal insan kafasından çok uzakta yahut benim bilmediğim normal insanlar. Çünkü hayat çok zor ve hepimiz sürünüyoruz ama onun karakterlerinin çeyreği kadar bile ölmeyi istemiyoruz ne bileyim belki sürünmeyi seviyoruz ne denir..(: Gerçeğin nerede bitip kurgunun nerede başladığını şaşırdığım bir roman daha oldu çok teşekkür ederim. Eline, emeğine, zihnine sağlık. Askerlik hayatının ne dereceye kadar gereksiz, bir erkeğe aslında hiçbir şey katamayan, dış dünyadaki gibi kışlada da insanın insanı sırf sosyal statü farkı için aşağıladığı bir askerlik bir insana ne katabilirdi ki zaten. Ziya Hurşit’i konuya dahil edişi ve kimsenin ele almadığı ya da daha doğru tanımıyla alamadığı bir bakışla konuya farklı bir yön verişi inanılmazdı. Neredeyse Ata’ma yapmak istediğini bir an için unuttum bile diyebilirim çünkü öylesi doğal, öylesi masum bir yönden bakabildim sayesinde. Kim bilir belki olayın etrafında olsak bunun bile gerçek olma olasılığı olabilirdi. Daha önce Kemal Tahir’den bu konuyu okumuştum ve maalesef gerek kullanılan dil, üslup, yöntem olsun gerek konu, içerik yönüyle okuyanlar fark eder hemen orada bir suikasttan paçayı yırtmaya çalışan iki kişiden biri yalnızca yattığı bir kadın sayesinde bir taraflarını kurtarabilmişti ama yine de karakterlerimizden bolca kadını aşağılayıcı kelam okumuştuk. Buradaysa bir asker olan Asil’in yaşamından giriliyor rüyalardan, boyut atlıyıp Ziya’ya, sonra bitmeyen kabusunda klinik psikoloji vakasıymış gibi kafasının içinde onunla ilgilenen doktoruyla bile konuşuyor. Böyle böyle konu akıyor, içine çekiyor, bilginin kalıcı olması
İnceleme
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2021 13:06
Efsanenin tanımı ile ilgili farklı tanımlarla karşılaşabiliriz. Genel kabul görmüş tanımlar arasında "1.Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen imgesel öykü, söylence. 2. Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikaye vb.. 3.Bir kimsenin başarılarının, üstünlüklerinin, yaşamının abartılarak anlatılması." şeklinde yapılan tanımlar sanırım bize efsane hakkında fikir vermiştir. Bu tanımlar ışığında Halikarnas Balıkçısı'nın Anadolu Efsaneleri kitabını değerlendirecek olursak, öncelikle içinde hangi efsanelerin olduğuna bakalım. " Amazonlar, Boğaziçine Değgin Efsaneler, Symplegad Kayaları, Priapos, Hero ile Leandros, Troya Savaşı, İda Dağı, Ganymedes, Paris, Homerik Çağ ve Dünyanın İlk Güzellik Yarışması, Telephos, Philemon ile Baukis, Aigeus, İzmir, Tantalos - Pelops - Niobe, Gordion, Kybele, Hermes, Pan, Midas ve Dionysos, Kyklop'lar, Sardis, Herakles,Arakhne, Marsyas- Apollon Müzik Yarışması, Eros ile Psykhe, Endymion, Orman Perileri, Hermaphroditos Sözü Salmakis Perisi, Bellerophontes ile Khimaira " Anadolu Efsaneleri kitabını Halikarnas Balıkçısı ne zaman yazmış bilmiyorum ama kitap ilk baskısını 1954 yılında yapmış. Bu eser de bence yararlı ve okunası bir kitap.
Anadolu EfsaneleriHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2018984 okunma