Sizi seçecek, sözleriyle sizi savunmasız bırakacak ve varlığıyla sizi denetleyecek. Keskin zekâsı ve planlarıyla sizi eğlendirecek. İyi zaman geçirmenizi sağlayacak ama bunun bedelini mutlaka ödeyeceksiniz. Gülümseyerek sizi kandıracak ve bakışlarıyla sizi korkutacak. Sizinle işi bittiğinde, ki sizinle işi bir gün itecek, sizi terk edecek ve giderken yanında mâsumiyetinizi ve onurunuzu götürecek. O gittiğinde çok üzgün ama akıllanmamış olacaksınız ve uzunca bir süre neler olduğunu, nerede hata yaptığınızı merak edeceksiniz. Onun cinsinden bir başkası kapınızı çaldığında, kapıyı açacak mısınız?
"A Psychopath in Prison" başlıklı makaleden
To truly cherish the things that are important to you,
you must first discard those that have outlived their
purpose. To get rid of what you no longer need is neither
wasteful nor shameful. Can you truthfully say that you
treasure something buried so deeply in a closet or drawer
that you have forgotten its existence? If things had feelings,
they would certainly not be happy. Free them from the prison
to which you have relegated them. Help them leave that
deserted isle to which you have exiled them. Let them go,
with gratitude. Not only you, but your things as well, will
feel clear and refreshed when you are done tidying.