- Istılah bakımından bid'at; dinin aslından olmayan ve şer'i delilere istinad etmeden sünnete aykırı olarak icat edilen şeylerdir. Başka bir ifadeyle; dini emirlerin ikmalinden sonra, Hz Muhammed'in sünnetine, ashab, tabiin ve müçtehidlerin genel görüşlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir. Bu iki tanımdan da anlaşıldığı gibi, sonradan ortaya çıkan bir olay veya davranışın bid'at olabilmesi için dinin muhtevasına zıt olması gerekir.
1- Allah'ın insanlardan aldığı söz insanın dünyaya gelişinden önce gerçekleşmiştir. Bütün insanların zürriyeti Adem'in sırtından zerreler halinde çıkartılmış, ruh ve akıl verilerek kendilerine hitap olunmuş, onlar da sözlü olarak cevap vermişlerdir.
2- Nass'larda sözü edilen sözleşme mecazi anlamda olup ruhlar aleminde değil, bedenleri yaratılması ile gerçekleşmiştir. İnsanın Allah'ın varlığını ve birliğini kavrayabilecek bir nitelikte yaratılması sözlü olmayan, fıtri denebilecek bir ahit ve misak niteliğindedir. Bu iki görüşten ilkini insan türüne ait genel bir sözleşme, ikincisini de her ferdin bizzat yaptığı sözleşme şeklinde değerlendirmek mümkündür.
"Doğru, ama sıradan hayatlarımıza boş verip, görkemli bir hatada buluşma çağrısıyla, beni yoldan o çıkardı. Yine de sütten çıkmış ak kaşık olduğumu ispata kalkacak değilim. İnsan kandırılmaz, kanmak istediği için kanar."
"Bütün aptal aşıklar, aşkın kendilerine has olduğuna inanırlar. Onlara sorsanız, daha evvel kimse o cümleyi kurmamış, o şarkıyı dinlememiş, o yağmurun altında el ele yürümemiştir."