Bugün nöbetimde 60 li yaşlarda solunum sıkıntısı yaşayan bir amcaya gittim. Öyle kilolu öyle ajite ki anlatamam. Göğsünün ağrıdığını da tarif ediyor. Adeta can çekesiyor gibi. Mosmor dudaklarini görür görmez oksijen taktım. Birazcık rahatladı. Kalbine baktım ve hemen hastaneye gitmesi gerekiyordu. Daracık odanin girişi sedyenin girmesinin mümkünatı yok. Tekerlekli sandalyeyle çıkardık uzun uğraşlar sonucunda. Amca can havliyle kimi görse ondan yardım istiyor. Ambulansa aldik almasina amaa oksijeni atiyor monitör kablosunu söküyor en son damaryolunu çekti ve yenisini açamadık damar yapısı çok kötü. Ben zorla oksijen vermeye calissam da nafile . Amcayi zorla şerle hastaneye götürdük. Orda 10 kişi zor müdahale ettiler. İlk kez dedim ki amca bayılır inşallah da müdahale edebilelim. Sağ salim hastaneye götürdük ama o yol çok zorluydu. Sonra düşündüm bu olay üzerine. İnsan nasıl bir hale geliyor da kendisine asıl yardım edeceklere engel olabiliyor? Korktum . Bi keresinde köpekler kovalamisti da hic tanımadığım adama sarılmıştım. O adam katil de olabilirdi. İnsan ne garip değil mi?
Yardımı yanlış yerde arıyoruz bazen. Belki gerçekten şifa olacakları itiyoruz elimizin tersiyle. Bunu uzun uzun düşüneceğim...
Peki sizin dusunceleriniz??
Çünkü aşk öyle doğal bir hâldir ki insanoğlunun her bir kesiminde, yani erkeğinde dişisinde, ufağında büyüğünde, çocuğunda olgununda, gencinde ihtiyarında, fakirinde zengininde, akıllısında ahmağında, âliminde cahilinde, medenisinde bedevisinde görülür.
Benden izinsiz arar seni gözlerim. Nedensiz...
Sebepsiz...
İyide seni tanımıyorum seni aramak niye?
Hoş kimse kimseyi tanımıyor bu dunyada
Anne cocugunu çocuk annesini
Kari kocayi , kocasi karisini bilmiyor.
Belki bu sebepten tanımama gerek görmemiştir hayat seni.
Olsun seni tanımamak da güzel...