'Köpeğiniz birini ısırsa, suç kimde Balkonunuza koydu­ğunuz saksı düşüp de birinin başını yarsa, saksıda mı suç? Neymiş suç? Sigarayı bakkaldan çalmak mı, yoksa onu ala­cak paranız varken, onların çaldığı sigarayı, bir de dayaktan geçirerek ellerinden alıp içmek mi? Sabıka dosyalarında gaspçı olarak gördüğünüz adamlar, gasp etmeyi kimden öğ­reniyolar sanki? Hem onlar, sigarayı, parası olandan çalıyo­lar, sizin gibi, olmayandan döverek almıyolar. Çocuklara yalan söylemeyi siz öğretmiyo musunuz? Daha kreşte başlı­yosunuz bu eğitimi vermeye. Kendini tatmin etmek için bayramdan bayrama uğrayan dernek kadınlarına 'Annecim annecim' diye yaltaklanıp ağlamaları için onları eğitmiyo musunuz? Sigara içenleri döverek, onlara 'içmiyorum' diye yalan yere yemin etmeyi öğretmiyo musunuz? Güzel koku­lu sabunlara hasret bırakıp, hırsızlığı öğretmiyo musunuz? Soru sormamayı, cevap vermemeyi öğretmiyo musunuz? Burayı okul haline getirmek dururken it kuytusu haline ge­tiren, ondan sonra da sığıntılara it diyen siz değil misiniz? Küfürü, dayakla problem çözmeyi kim öğretti onlara?'
Sayfa 70·Kitabı okudu
Fikir Evreni
Haset, İnsanı Kendi Hikâyesinden Koparır
"Başkalarının hayatına bakarak kendini değersiz hissetmek" modern bir problem midir, yoksa İnsanlık tarihinin kadim bir imtihanı mıdır? Bu meselede neye dikkat etmeliyiz? "Aynaya bakıyorum ama gördüğüm ben değilim; başkaları... Daha mutlu, daha başarılı, hayatı hep yolunda giden o diğerleri. Oysa biliyorum, gördüklerimin çoğu sahici değil; yine de içimdeki o ses hiç susmuyor" diyor. İnsan, var olduğundan beri hasedin ateşiyle sınanmıştır. Kabilin hasediyle başlayan bu hikâye, bugün ekranlarda ki "seçilmiş hayat kesitlerinde" yankısını buluyor. Sosyal medya; vitrinleşmiş insanları, ışıltılı anları ve kusursuz görünen bedenleri sahnelerken, kişiyi kendi öz hikâyesinden koparıyor. Huzuru bozan şey nimetin azlığı değil, nimetin kimde olduğuna takılmaktır diyor ya Gazali, işte tam olarak öyle, yoruyor ruhlarımızı. Modern hayat da, bu zaafı beslemek hususunda son derece mahir. Bugün bu ateş, hiç olmadığı kadar yakıcı; binlerce "mükemmel" hayatı izlerken, kendi biricik gerçeğimizi kaybediyoruz. Peki, ne yapmalı? Bu duygu kalbi istila etmeye başladığında, insan evvela kendisine dua etmeli ve Allah'tan yardım dilemeli. Sonra fili dua olan sadaka ile kalbin belasını defetmeli ve ikramda bulunarak kalbi huzursuzluğu yok eder. Kişi, kendisine İyileştirmeli. Zira infak, nifağı ve içsel verilen nimetin şükrünü eda ederken, başkalarında haset uyandıracak göste rişli paylaşımlardan da sakınmalı. Kendi hikâyemize odaklanmak ve elimizdekinin kıymetini bilmek, bizi bu modern hapishaneden özgürleştirecektir. Nihayetinde, kalbi yormayı bırakıp Allah'ın verdiğine razı olmak büyük şifa. Sadi-i Şiraziye atfedilen o sözü de hatırlamalı: "Sana verilmeyeni, sana lazım olmayan bil. Zira bilemezsin, belki de verildiğinde senin felaketin olacak."
Sayfa 5·Kitabı okudu
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öğrenen odak, yanlışın nerede olduğunu ve hatanın kimde olduğunu aramaz, problemleri haklılık ve haksızlık üzerinden ele almaz. Problem odaklı yaklaşımda ise kendi ve başkalarının yanlışına odaklanılır, kazan-kaybet tutumu içinde olunur, kaynakların az ve olasılıkların sınırlı olduğu düşünülür ve sorumluluktan kaçınılabilir.
1000Kitap
Köpeğiniz birini ısırsa,  suc kimde? Balkonunuza koydugunuz bir saksı dusupte birinin başını yarsa, saksida mi suc? Neymis suç? Sigarayi bakkaldan calmak mi, yoksa onu alacak paraniz varken, onlarin caldigi sigarayi, bir de dayaktan gecirerek ellerinden alip icmek mi? Sabika dosyalarinda gaspci olarak gördüğünüz adamlar, gasp etmeyi kimden öğreniyor sanki? Hem onlar,sigarayi, parasi olandan caliyorlar,sizin gibi,olmayandan döverek almiyorlar. Cocuklara yalan soylemeyi siz öğretmiyor musunuz? Daha kreste basliyorsunuz bu egitimi vermeye. Kendini tatmin etmek icin bayramdan bayrama ugrayan dernek kadinlarina 'Annecim annecim' diye yaltaklanip aglamalari icin onlari egitmiyor musunuz? Sigara icenleri döverek,  onlara icmiyorum diye yalan yere yemin etmeyi ogretmiyo musunuz? Guzel kokulu sabunlara hasret bırakıp,  hirsizligi ogretmiyo musunuz? Soru sormamayi, cevap vermemeyi ogretmiyo musunuz? Burayi okul haline getirmek dururken it kuytusu haline getiren, ondan sonra da sigintilara it diyen siz degil misiniz? Küfürü,  dayakla problem çözmeyi kim öğretti onlara?