10/10
·724 syf.··
2026 44. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:32
Tutunamayanlar’ı ikinci kez bitirdim. İlk okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. O zamanlar yirmili yaşlarımın başındaydım. Şimdi ise otuz yaşıma yaklaşırken tekrar okudum. Ve dürüst olmak gerekirse aynı kitabı okumadım. Çünkü kitabın kendisi aynı kalsa da onu okuyan kişi aynı değildi. İlk okuduğumda zorlanmıştım. Karmaşık gelmişti. Uzun cümleler, bitmek bilmeyen düşünceler, kimin konuştuğu belli olmayan bölümler… Daha çok kitabın yapısıyla uğraşmıştım. Bu kez yapıya değil insanlara takıldım. Daha doğrusu Selim’e. Selim Işık hakkında ne hissettiğimi hâlâ tam olarak açıklayamıyorum. Çünkü bir noktada onu anladım, bir noktada ona kızdım. Bazen ona sarılmak istedim, bazen de omuzlarından tutup sarsmak. Ağzının üstüne bir tane çarpıp ne yapıyorsun sen diye bağırmak. Bazı bölümlerde onun acısını hissettim, bazı bölümlerde kendine ve çevresindekilere yaptığı haksızlıklara öfkelendim. Kabul ediyorum birazcık toksik bir karakter selim. Ama onu bu kadar gerçek yapan şey de bu bence. Çünkü Selim sadece anlaşılmamış bir insan değil. Aynı zamanda anlaşılmayı zorlaştıran biri. Sadece toplumun dışına itilmiş biri değil; bazen kendi kendini de dışarıda bırakan biri. İnsanları eleştiriyor ama kendisine de hiç merhamet göstermiyor. Kendine karşı öylesine acımasız ki bir süre sonra insan onun bu haline üzülmekle kızmak arasında gidip geliyor. Üzülsem mi kızsam mı şaşırdım. Kitap boyunca birçok kez Haklısın Selim dedim.Bir o kadar da Ama bunu kendine sen yapıyorsun. Hakediyorsun dedim. Belki de bu yüzden sadece Selim’i sevdim demek doğru olmaz. Onu sevmek bir yana daha çok hissettim. Sanki gerçek hayatımda var olan bir tanıdığım bir arkadaşım gibiydi. O yüzden Selim’i kaybetmenin hüznü bu kadar ağır çöktü üstüme.. Romanın merkezinde Selim var gibi görünse de aslında benim için kitabın asıl
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Reklam
Alın aldırın anacım...
10/10
·312 syf.·
2023 93. kitabı
Herkese selam. Alice Feeney tescilli olarak artık sevdiğim yazarlar arasına girdi. İlk kitabı "Ne Yaptığını Biliyorum" da da gönlümü fethetmişti. Ama bence bu kitap ondan da güzel olmuş. Kitabın spoilersız konusundan bahsedeyim biraz. Adam ve Amelia adında bir çiftimiz var. Bunlar uzun yıllardır ???? :) evli bir de köpekleri Bob var. Kadın hayvan barınağında çalışıyor, adam da bir senarist. Kadın kocasının sürekli birşeyler okuyup bunların senaryosunu yazmaktan kendisini ihmal ettiğini düşündüğünden kendisine çekilişte çıkan bir şapel tatilinin onlara ve evliliklerine iyi geleceğini düşünüyor :D :D Bak niye gülüyorum biliyor musun kitabın 252. sayfasına kadar o kadar boş beleş okuduğumu ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayınca sinirim bozuldu bi gülme geldi. Neyse devam edeyim Adam'ın ayrıca yüz körlüğü hastalığı var. Buna özellikle değiniyorum bu durum bazı olaylara da sebebiyet verecek. Gerçekten çok kötü, çok korkunç bir hastalık düşünsenize gördüğünüz yüzü bir daha hatırlamıyorsunuz. Öyle ki Adam artık karısını kokusuyla tanıyor. Bu arada Amelia evliliklerinde daha çabalayan taraf, Adam'a göre bu evlilik bitmiş. Şapele geri dönersek gerçekten ürkütücü bir yer. Tozlu, uzun süre kimsenin uğramadığı tipik korku evlerini düşünebilirsiniz. Geldikleri andan beri garip garip paranormal olaylar :D oluyor. Hiç huzurlu olamıyorlar. Şimdi kitap bir Amelia bir Adam ağzından anlatılıyor ve her birinin bakış açısını okuduğunda kimde sıkıntı olduğunu çözemiyorsun. İkisinde de bir problem var gibi geliyor. Çünkü ikisinin de birbirinden sakladığı birtakım sırlar var. Kim masum kim şeytan anlaşılır gibi değil. Öyle ki bir noktada bu tatil bile bir tezgahtan mı ibaret acaba diye düşünmeden edemiyorsun. Bir de kadının aralarda her evlilik yıl dönümünde kocasına yazdığı ama
1000Kitap
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,5bin okunma
Puan vermedi·262 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2021 10:20
Yazar peygamberimizden sonra çok ayrıntıya girmeden, akıcı, anlaşılır bir dille halifelerin dönemlerine ışık tutmuş. Okurken; peygamberimizi görseler, bizzat ondan ilk ağızdan İslamı öğrenseler, inansalar da onların da insan olmanın doğası gereği hatalar yapabildiğini gördüm. Hz Ebubekir ile Hz Ömer'in halifelik dönemlerinde yaşanan olaylarda genel olarak dini yaşayışta pek problem olmamış. Zaten bu halifeler de kendi çıkarlarını gözetecek, dine zarar verecek hiçbir davranışta bulunmamaya gayret etmişler. Hz Osman ise döneminde devlet görevlerini akrabalarına vermiş ve liyakatla iş yapmamış. Bu durumun sıkıntılarını farketse de değiştirmemiş veya değiştirememiş. Ama bu "büyük fitne" denilen durumun yaşanmasına ve kendisinin de ölümüne sebep olmuş. Peygamberimizin 'işi ehline verin' cümlesinden uzaklaşmak o zaman da şimdi de sonuçları ağır olan durumlara sebep oluyor. H Osman döneminde çıkan problem Hz Ali'nin halifelik döneminde devam etmiş. Çünkü Muaviye de kendini halife ilan etmiş ve bu döneme 'iki halifeli dönem' denmiş. Gerçi Muaviye'nin halifeliği sadece Şam bölgesinde tanınıyor geri kalan tüm bölgelerde Hz Ali'nin halifeliği kabul ediliyormuş. Ama yine de kitabı okurken peygamberimizin "ilmin kapısı" dediği ve bilgide ve yaşayışta gerçekten çok takdir ettiğim Hz Ali'nin kırgın olduğunu ama daha fazla Müslüman kanı dökülmesin diye kendini geri çektiğini gördüm. Hz Ali'nin ölümünden sonra oğlu Hz Hasan'ı halife kabul etmişler. O da Muaviye'ye savaş ilan edip üzerine yürümüş ama babasıyla aynı sebepten yani daha fazla Müslüman kanı akmasın diye ordusunu geri çekip bazı şartlarla halifeliği Muaviye'ye bırakmış ama bu şartlar kabul edilecek dense de uygulamamış. Benim gibi dini bilgisi az olan ama olayları genel hatlarıyla öğrenmek isteyenlerin faydalanacağı bir
İslami Tebliğin Örnek Halifeler Dönemiİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 2021655 okunma
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2020 101. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 17:34
Mia, nüfuzlu bir ailenin ikinci kızı.. Ablası gibi olamadığı için, kendi kararlarının arkasında durduğu için, ailesinden beklediği sevgiyi bir türlü bulamayan Mia, 18. Yaşgününde evini terk eder.. Ailesinden istediği ilgiyi görmek, fark edilmek adına her türlü aşırılığı yapan Mia, babasına göre başbelası, özünde iyi bir kızdır... Peki problem kimde, nerdedir? . Mia, yalnız yaşamaya başladığı , resim öğretmenliği yaptığı düzenli bir hayat sürmeye başlar. Ancak bir gece, barda tanıştığı esrarengiz bir genç tarafından kaçırılan Mia, aylar sonra bulunduğunda eski Mia değildir... Kendisinin artık Chole olduğunu iddia etmektedir!.. Peki Chole kimdir? Mia neler yaşamıştır?
İyi KızMary Kubica · Martı Yayınları · 20161,808 okunma
8/10
·316 syf.·
2018 14. kitabı
"Okuduğum bütün romanlar sahici bir başlangıçla bitsin istedim." ‎ Romanın bitiş cümlesiyle başlamak istedim ben de. Bitmemiş, bitememiş bir roman.. Ve 'belki de hiç bitmeyecek hayatlar' kapılarını aralıyor bu iki kapağın arasındaki 316 sayfada bize.Kitabı okurken inceleme metni oluşturmak gibi bir düşüncem yoktu; ancak karakterlere ait birtakım düşüncelerin günlerdir kafamı meşgul etmesi ve - özellikle- kitaba dair daha önce bir incelemenin yapılmamış olmasından doğan sorumluluk hissiyatıyla kendimi bu satırları yazarken buluyorum. ‎ ‎Neden bu kitabı okumaya karar verdim? Ne umdum? Ne buldum? İnceleme genel olarak bu başlıklar altında (en çok son soru) çok dallanıp budaklanmadan, konuyu dağıtmamaya dikkat ederek(-teen, bade süzerekteen, inci dizerekteeen gel canım gel ammaaan) bitirmeyi planlıyorum. (Hiçbir zaman planladığım gibi gitmedi hayatım.) ‎ ‎Darbeler, suikastler, ihtilaller benim için de merak konusu olmuştur hep. İşin gündemde tutulan siyasi boyutundan ziyade asıl merak ettiğim tarafı 'gündemde tutulması gereken' toplumsal boyutudur.Üç Beş Kişi, 12 Eylül öncesi toplumsal yapıyı gün yüzüne çıkarmak gayesiyle ortaya konmuş bir roman. ‎ ‎Yedi bölümden oluşan bir kitapla karşılaşıyoruz ve her bölüm, karakterlerin biri tarafından anlatılmakta, daha doğrusu düşünülmekte. Bu 'düşünmek' fiili o kadar başarılı ve gerçekçi yapılmış ki yazarın, insanların psikolojik analizleri ve bunu okuyucuya aktarımı konusundaki yeteneğini yadsıyamayız. Geçenlerde bir incelemede, yazılanların yaşananlar mı karakterlerin düşünceleri mı olduğunun ayırt edilemediğinden yakınıldığını görmüştüm, belki bu yüzden ilgimi çekti bu nokta, bilemiyorum; fakat "aklından şunları geçirdi, bunları düşündü" gibi belirleyici ifadeler kullanılmamış olmasına karşın, sokağa çıkma yasağına
Üç Beş KişiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 2014523 okunma
Reklam