İnsanoğlu, yaratılışından beri bir "ait olma" çabası içindedir. Kalabalıklar içinde kaybolmadan bir yere, bir kimlige, bir anlam dünyasına yaslanmak ister. Fakat ne yazık ki, modern zamanlar bize tam aksini dayatıyor. Kimliksizleştirme, aidiyetsizleştirme...
Herkes benliğini kaybedip "birey" adı altında yalnızlaştırılıyor. İşte tam bu sebeple "biz", köklerimize tutunmak zorundayız. Geleneklerimize, aile yapımıza, görgümüze ve geçmişimizin bize emanet ettiği kültürel mirasa sıkı sıkı sarılmalıyız.
Çünkü emek vermiyoruz. Çünkü "rağmenci" değil, "saycı" olduk. Birisi bize selam verirse selam veriyor, severse onu seviyoruz. Oysa zarafet kabalığa "rağmen" nazik kalabilmek, rüzgâra "rağmen" dik durabilmek, nefsine "rağmen" tevazu gösterebilmektir.