İleriden geriye bakmak kolaydır ama şimdiden ileriyi düşünmek biraz daha zor kalıyor.
Geçmişe bakınca "Şu an ki versiyonumu/-a sağladılar./neden oldular." diyoruz.
Şimdi, yarın için bir geçmiş sayılırken seçimleri ya da durumları görmek, iyiye gitmiyorsa değiştirmek önemli.
Bu en kolay şekilde: bir insanın gözlerine baktığında ya da birlikte gülümsediğinde bir şeylerin başlangıcı oluyor. Başlangıçlardan devamı okuyabiliyor muyuz ya da başlangıç olduğunun ne kadar farkındayız onu diyorum aslında.
Şimdiden nasıl geçmişe dönüyorsak ileri ki zamanlarda yani gelecekten geçmişe bakıyor olacağız: şimdi' yi ne kadar verimli kullandığımıza bakıyor. Ve o gelecek de geçmişe dönüşüp geçmiş, gitmiş ve hem zaman olarak hem de o zamandaki kendimiz olarak bir daha gelmemesi daha çok olası bir hâle dönüşecek.
O yüzden pek düşünmeden yaşanmamalı, gerekli yerlerde kendimiz yerine başkalarına göre düşünerek de yaşanmamalı...
Şimdi, bizim kalemimiz gibi. O yüzden değeri bilinmeli.
Kötülük yapayım, intikam peşinde koşayım, insanlar beni sevsin, çevre toplayayım vs. değersiz ve boş şeylerin hesabını yapmaya benziyor. Niyesi: belki de bugün son kez gözünü açmamak üzere kapatacaksın ve yaşamak varken, elinde mutlu olmak, yeni şanslar vs. varken onları itip aptalca seçimler mi yapardın? Hadi yaptın diyelim, bu seni mi yoksa içindeki öfkeyi ya da nefreti mi tatmin edecekti? Konu içinde sen varsın ama senin içinde sen yok: geçici ve değişken duygular var. (:
Hayatın tadını gerçekten almak ya da bilmek bizim en değerli hayat amacımız olmalı. Ve gerekirse bunun için sonu ve başı bile olumsuz olan gereksizlerden ödün vermek önde gelmeli.
İçindeki kötülüğün, nefretin, kıskançlığın vs. kurbanı olan insanları basit buluyorum: oyalayıcıkara takılmaktan ne hayatın tadını biliyorlar ne de insanın özü