Puan vermedi·238 syf.··
2025 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2025 23:24
Ve bitti... Bir an hiç bitmeyecek sandım! Öyle güzel iç içe hikayeler vardı ki her an bir başkasının içine düşebilirim diye düşündüm ama olmadı! Kayıp gitti ellerimden Puslu Kıtalar Atlası Puslu Kıtalar Atlası... Çok kitap inceledim bu uygulamada. Ama itiraf ediyorum en çok bu incelemeyi kafamda kurmakta zorlandım. Postmodernizm, iç içe anlatım, üst kurmaca... Ne çok hikayeye şahit oldum, ne farklı kahramanlar tanıdım... Lağımcılar, dilenciler, mutlular, dertliler... Sizin için spoiler vermeden incelemeye çalışacağım, olaydan çok verdiği duygudan yola çıkarak! En çok "kesişmeleri" sevdim bu eserde. Farklı hayatlar öyle ustaca birleşiyor, farklı hikayeler öyle güzel birbirine bağlanıyordu ki... Tam işte konudan koptuk dediğim yerde en olmadık yerinden tutundu olaya yazar. Tam bir masala geçtik derken, gerçekliğin dibinde bulduk kendimizi. Tam düşteyiz derken, aslında hiç bu kadar uyanık olmadığımızı fark ettik. Sahi düş neydi? Gerçeklik neydi? Sorular... Ne çok soru birikti okurken içimde. Gerçekten var mıyım onu bile sorguladım. Ya da siz gerçekten var mısınız? Belki de sadece benim düşlerimin ürünüsünüz! Ne diyordu René Descartes René Descartes: Düşünüyorum, öyleyse varım. Belki siz de ben düşündüğüm, hayal ettiğim müddetçe varsınız! Ya da tam tersi değil mi? Ben sizin hayallerinizde varım? Yahya Kemal Beyatlı Yahya Kemal Beyatlı: İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar," der. Hayal! Ne çok şey saklı bir kelimede değil mi? Kimi zaman gerçek olur kimi zaman hep uzaktadır. Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi? (s. 127) Hadi bu sorunun cevabını beraber arayalım! Öyle bir kitap ki ne ararsanız var içinde! Tarih mi istiyorsunuz, tarih! Coğrafya mı, adım adım dolaşalım o sokakları? Felsefe mi? Sonuna kadar!
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 00:03
Normalde inceleme yazmam çünkü odaklanıp düzgünce fikrimi yazmak maalesef benim için çok kolay bir şey değil. Spoilerlı şimdiden söyleyim. Öncelikle konusundan bahsedecek olursam anakarakterimiz Alice uluslararası, ülkenin en zenginlerinin gittiği prestijli bir okula gidiyor ve Alice okuldaki tek burslu öğrenci (ailesinin maddi durumu da çok iyi değil). Kitabın başında ailesi Alice'e sonraki yıl durumları kötü olduğu için Alice'i okula gönderemeyeceklerini söylüyor. Alice okulun en iyi öğrencilerinden biri ve iyi bir üniversiteye gitmek için bir merdiven olarak görüyor okuduğu yeri. Bir program sonrası görünmez olabildiğini fark ediyor ve bu "gücünü" para biriktirip okula devam etmek için kullanmaya karar veriyor. Görünmezken yaptığı görevleri, aşkı ve arkadaşlığı hatta kendini buluşunu okuyoruz. Alice'de kendimi buldum o yüzden çok sevdim. Henry ve Chanel çok tatlıydı ama kitabın sonunu beğenmedim. Alice yaptığından dolayı okuldan atılıyor, verilen görevi yapması için parayı teklif eden ve 'kaçırmamıza yardım et' diyene bir şey olmuyor. Neden, zengin olduğu için mi? Sonu gerçekte de olacak türden bir şeydi, bu yüzden beğenmedim belki de. Alice okulda kalmayı en çok hakeden öğrenciyken olayda sorumlu tutulan neden sadece oydu? Bir de kitabın genelinde Henry ve Alice arkadaştı, devamını daha fazla okumak isterdim. Dümdüz romcom olmaması, biraz da fantastik diyebileceğim bir kurguya sahip olmasını, karakterlerini, yazın dilini falan beğendim. Son olarak hoşuma giden birkaç alıntıyı bırakayım. "Birinci değilsem bir hiçim demektir." "İnsanların ne düşündüğünün hiçbir önemi yok..." "Saçmalık," dedim öfkeyle. "Bu tamamen saçmalık ve sen de gayet iyi biliyorsun. Algı her şeydir. "Çünkü tek bir sınavda sıçıp batırdım." Henry'nin yüzünden şaşkınlık ifadesi gelip geçti.
Eğer Beni GörebilseydinizAnn Liang · Olimpos Yayınları · 2023635 okunma
Reklam
8/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2025 109. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 00:06
“İnsanın büyük, en büyük saçmalığı zalimliğidir vesselam!” Herkese Merhaba Bugün sizlere hem konusu hemde anlatımıyla oldukça farklı bir konuya sahip #SoğukSes kitap yorumuyla geldim. Bir televizyon için şiddete uğrayan kadınlarla ilgili bir program hazırlayan kameramanın gözünden bir hikaye anlatılıyor kitabımızda. Ki zaten yazar kitabın başında okuyanları rahatsız edeceğini belirtiyor ki kitabı okurken asla mutlu hissetmiyorsunuz içinizde bir huzursuzluk hakim oluyor. Kitapta şiddete uğrayan kadınları anlatırken bütün toplumun duyulması için yazılmış mesajını açıkça veriyor zaten bize. Toplumda aşağılanmış, ezilmiş, tecavüze uğramış ve kardeşini doğurmuş kadınların hikayesini ele almış kitap. Bu hikayeler anlatılırken de bu kadınların içsel yolculuğuna da eşlik etmiş oluyoruz. Acıları ortak olmuş olan bu kadınların sessiz çığlıklarını duyuyorsunuz kitabı okurken. Oldukça zor bir okumaydı benim için. Derinlemesine düşünülmüş anlatılmış bir kitap. Anlatılan kadınların kaybolmuşluğu görünmezliği insanın içini burkan cinsten. Keşke hepimiz bu sessiz çığlıklara kulak verebilsek. Kitapla kalın
Soğuk SesMavi Neşe · Pan Yayıncılık · 201363 okunma
10/10
·420 syf.··
2025 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 00:00
Öncelikle bu kitabı eklediğiniz için çok teşekkür ederim sevgili 1000Kitap ekibi. Fantastik/bilim kurgu dünyasına biraz ara verip hafif ve romantik bir şeyler okumak istemiştim, Kindle'ımda gözüme çarptı bu kitap ve başladım hemen. Romantik bir radyo programı sunucusu olan Aiden Valentine, bir gece 12 yaşındaki bir kız çocuğundan telefon alır. Küçük kız Aiden'dan annesinin aşk hayatıyla ilgili ona yardım etmesini ister ve annesi, Lucie telefonu alıp aşk ve ilişkilerle ilgili en derin düşüncelerini paylaşır. Sonrasında gelişen olaylar ile program "Lucie'nin hayatının aşkını bulmasına yardım edelim" programına dönüşür. Tam bir romantik komedi filmi havasında, akıcı ve eğlenceli bir kitaptı. Kitabı okurken birçok kez kahkahalarla güldüm, ve genel olarak suratımda bir gülümseme ile okudum :) Grumpy-sunshine trope'unu sevdiğim için çok keyifli oldu benim için.
First-Time CallerB. K. Borison · Berkley · 20250 okunma
Yine Bir King Şaheseri
10/10
·383 syf.··
2025 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 00:00
Squid Game'i 80'lerin pisliği, Black Mirror'ın kasveti ve Açlık Oyunları'nın "zengin vs. fakir" öfkesiyle karıştırın – işte size Azrail Koşuyor (The Running Man). Hikâye basit ama sert: Parasız pulsuz bir baba olan Ben Richards, hasta çocuğunu kurtarmak için ölümcül bir TV yarışmasına katılır. Yarışmacılar para için avlanır, izleyicilerse onları ihbar ederek para kazanır. Acımasız, ama asıl çarpıcı yanı ne kadar gerçek hissettirmesi. King/Bachman'ın inşa ettiği dünya acayip pis. Hava o kadar kirli ki akciğer kanseri patlamış ("2015'ten beri %700 artış"), ama temiz filtreye sadece zenginler erişebiliyor ("General Atomics filtreleri işe yarıyor, ama alabilirsen tabii"). Geri kalan herkese "kapa çeneni ve zehri solu" deniyor. Kitaplar mı? Parası olmayanlar için yasak (kütüphane kartı 5 bin dolar!). Hükümet, sıradan insanları fakir, hasta ya da çaresiz olmakla suçluyor – tanıdık geldi mi? Bu "yarışma programı", katmerli bir reality şov gibi sadece bir dikkat dağıtma aracı. Peki haberler? Sadece sahte değil – insanları birbirinden uzaklaştırmak için silah gibi kullanılıyor. Richards'ı bir kötü adam, dolandırıcı ya da katil olarak gösteriyorlar ki kimse "Bu program neden var?" veya "Neden kanser yapan havayı soluyoruz?" diye sormasın. Onun yerine herkes kırıntılar için kavga ederken, elitler gülüyor. "Pek de sportmence bir davranış sayılmaz" repliği karanlık bir komedi çünkü burada hiçbir şey adil değil. Her şey, insanların bölünmüş ve sessizce ölmesi için kurgulanmış. Neden 10 yıldız verdim: Hızlı, öfkeli ve hiçbir şeyi toz pembe kaplamıyor. Sonu gerçekçi, açgözlü sistemlere duyulan öfke bugün düşündürücü derecede tanıdık. Ezilenin sadece kükremekle kalmayıp ısırdığı hikâyeler seviyorsanız, tam size göre. Sadece güneş ışığı beklemeyin – daha çok midenize inen bir yumruk
1000Kitap
Azrail KoşuyorStephen King · Altın Kitaplar · 19891,323 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 11:02
Selçuk Hocamız bu ülkenin yaşayan en büyük bir kaç değerinden biri. Keşke kıymeti daha çok bilinse keşke daha çok tanınsa keşke her aileye her eve her kitaplığa her sınıfa girebilse. Bugüne kadar tüm kitaplarını okudum ama içlerinde en değerlisi bu kitap oldu. Sebebi 2 yaşına yaklaşan kızım. Selçuk hocam kusura bakma çok da sitem ettim sana şu kitabı niye 2 sene önce çıkarmadın diye :) şakası bir yana Selçuk hocam umarım memleketin derdine düşmeyi bırakıp daha çok böyle kitaplar yazarsın. Bunun seni de çok mutlu edeceğini biliyorum. Kitaba gelirsek inanılmaz detaylı anne karnından başlayıp doğum çantası nasıl hazırlanır ile devam edip yaş aralıkları ile bilgi verip ve en sonunda ergenlik ile bitiyor. Ama arada okul seçimi ekran süreleri akran zorbalığı ve tabi en önemlisi okul öncesi gibi sadece babalık ile ilgili olmayan meseleleri de akademik veriler ve kaynaklar ile destekliyor. Ben kendisinin de istediği gibi bu kitabı sadece kitaplığımda saklamayacağım. Her babaya her aileye ulaşmasını sağlayacağım. Artık bebek görmeye gittiğimizde bir de bu kitaptan hediye edeceğim kalemine ağzına yüreğine sağlık hocam. Ayrıca hem bu kitapla ilgili hem de babalar günü münasebeti ile ilgili Mehmet Demirkol ile yaptıkları harika bir program var. Onun da linki aşağıda dursun. youtu.be/eFAo6Be29gc?si=...
Yetişin BabalarSelçuk R. Şirin · Mundi Yayınları · 2025122 okunma
Reklam
Reklam