Cumhuriyet halk partisine mutlak butlan
bu ülke de gözünü sevsen ağzını açmayacak milyonlar olduğu için böyle kararlar alınabiliyor. 30 milyon seçmeni olan partiyi adalet eliyle kimsenin oy vermeyeceği birine teslim ettiler ki chp bitsin diye.30 milyon da bu durumu kuzu gibi izliyor. protest kültür ülkenizde yok hiç gelmemiş, gelişmemiş. ağzını açmaktan korkan korkaklarla dolu.s Hep dedim yine diyeceğim siyasal islam ülkeyi Afganistan yapmadan gitmez
Off of paçalarımızdan akıyor çürümüşlük
İlkay Akkaya’nın ODTÜ Bahar Şenlikleri gibi muhalif bir etkinlikte, kendilerine muhalif diyen ancak sisteme hizmet etmekten başka amaç gütmeyen bir grup faşist tarafından saldırıya uğraması.Hayatlarında hiçbir acıyı devletten bilmemiş, gerçek düşmanlarını tanımayan ve bir kere bile “Ağla Sevgili Yurdum” dinlememiş bu kitlenin, yıllarca protest müziğin önemli isimlerinden biri olmuş bir sanatçıya saldırması aslında daha büyük bir dönüşümün göstergesidir. Buradaki mesele yalnızca bir konser tartışması değildi. Asıl mesele, Türkiye’de muhalif kültürün kendi tarihsel hafızasıyla kurduğu ilişkinin zayıflamasıydı. Çünkü neoliberal dönem ve AKP yalnızca ekonomiyi değil, politik algıyı da değiştirdi. Eskiden kolektif mücadele deneyimleri üzerinden kurulan muhalefet kültürü, bugün daha parçalı, daha bireysel ve daha hızlı tüketilen bir dile sıkışmış durumda. Buna ek olarak devlet desteğiyle yükselen sağ dalga, sosyal medyadaki yoğun manipülasyon ve algı yönetimi de bu dönüşümü besliyor. Zaten kötü durumda olan eğitim sistemiyle birlikte; sosyal olarak büyük yoksunluklar yaşayan, bilinçsizce yetiştirilen genç bir kitlenin ortaya çıkması da buna eklenebilir.
Reklam
Öğretmenliği “iş” olarak görüp “iş bırakma eylemi” kararı alan sendikaların kararlarını anlamsız ve işlevsiz buluyorum. İş bırakmak kargocuların, otobüs şoförlerinin, metal işçilerinin eylemi olabilir. Öğretmenleri temsil eden sendikalar daha yaratıcı, daha vurucu, daha ilgi çekici eylem planlamaları yapamıyor. Bu çok vahim. Eğitimi aksatmak bir sendikal eylem biçimi olamaz.
Ahmet Arif
Ahmet Arif'i öyle ansiklopedik sıfatlarla anlatacak değilim; onu anlamak için biraz sokağı, biraz mapusu, en çok da otoriteyle hiç bitmeyen o kavgayı bilmek lazım. Siyaseten bakarsan, o sadece tatlı su muhalifi değil; devletin baskı aygıtlarına, sömürü çarklarına çekilmiş net bir resttir. Kapıya dayanan polislere, bitmek bilmeyen tebligatlara ve nezarethane soğuğuna inat, işkence tezgahlarında bile *"Vurun ulan, vurun / Ben kolay ölmem"*diyebilmiş; bugün bizim o protest liriklerde, anarşist metinlerde aradığımız yeraltı öfkesini yıllar önce mısralara dökmüştür. Aşkı da kavgası gibidir; salon beyefendilerinin vıcık romantizmine benzemez. Leyla Erbil'e duyduğu o kanayan sevdayı bile bir direniş gibi, zerre taviz vermeden yaşamıştır. Edebiyatı süslü kelime oyunlarından değil, doğrudan sokaktan ve ezilenden beslenir. Hayatı boyunca çıkardığı o tek kitapla (*Hasretinden Prangalar Eskittim*) bütün bir düzene meydan okumuş, kelimeleri alt alta mermi gibi dizmiştir. Velhasıl o, zulasında hem en ağır isyanı hem de en naif sevdayı saklayan tam bir devrimdir. Ahmed Arif Gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa! Yazan:Baran
Şairleri tanıtıyoruz GÜN 2
Ahmet Arif'i öyle ansiklopedik sıfatlarla anlatacak değilim; onu anlamak için biraz sokağı, biraz mapusu, en çok da otoriteyle hiç bitmeyen o kavgayı bilmek lazım. Siyaseten bakarsak, o sadece tatlı su muhalifi değil; devletin baskı aygıtlarına, sömürü çarklarına çekilmiş net bir resttir. Kapıya dayanan polislere, bitmek bilmeyen tebligatlara ve nezarethane soğuğuna inat, işkence tezgahlarında bile "Vurun ulan, vurun / Ben kolay ölmem" diyebilmiş; bugün bizim o protest liriklerde, anarşist metinlerde aradığımız yeraltı öfkesini yıllar önce mısralara dökmüştür. Aşkı da kavgası gibidir; salon beyefendilerinin vıcık romantizmine benzemez. Leyla Erbil'e duyduğu o kanayan sevdayı bile bir direniş gibi, zerre taviz vermeden yaşamıştır. Edebiyatı süslü kelime oyunlarından değil, doğrudan sokaktan ve ezilenden beslenir. Hayatı boyunca çıkardığı o tek kitapla "Hasretinden Pran galar Eskittim"bütün bir düzene meydan okumuş, kelimeleri alt alta mermi gibi dizmiştir. Velhasıl o, zulasında hem en ağır isyanı hem de en naif sevdayı saklayan tam devrimci ruhtur. Araştırmacı: Baran
"Her fırsatta ve her şekilde protesto edin. Milliyetleri ya da renkleri ne olursa olsun İslam davasının muhaliflerini boykot edin. Yoksul ailelere, mağdur evlere ve cesur mücahitlere para bağışında bulunun. Eğer yapabiliyorsanız gönüllü olun. Kendilerini mazur görenler için hiçbir mazeret yoktur, çünkü inanç eksikliği dışında eylemi engelleyen hiçbir şey yoktur." Hasan el-Benna
Filistin
Reklam
Reklam