Ben düşünce adamıyım şehir kütüphanesi değil. Mevcut bilgiyi değil mevcut olması muhtemel bilgiyi arayın bende. s.25 Bir davranışın birden fazla sebebi olamaz; davranışa sebep olan ilk düşünce o davranışın sebebiyken, diğerleri bahaneden ibarettir. s.29 İnsanlar aynı mıknatısın ayrı birer parçası gibidirler. Bir olabilmeleri için önemli olan, birbirlerine doğru noktadan yaklaşmalarıdır. s.32 Bir hayalim var. Gün gelecek, dört çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülke olacak. (Martin Luther King) s.44 Velhasıl. Bilinmesi ve doğru olarak kabul edilmesi gereken yanlış; Hiphop’un bir eğlence kültürü olarak doğduğu, protest yapıda doğanın ise Rap müzik olduğudur. s.68 Hiphop uyuşan beyinlerin değil, düşünen beyinlerin kültürüdür. s.75 Hiphop kültürü yalnızca temellerini değil uyruğunu da Afrika’dan alıyor. s.81 Rap, dili olanın seslendirebileceği değil, idealleri ve kültür birikimi olanın dillendirebileceği bir hitap müziğidir. s.93 Tüklerin Hiphop Kültürü ile Tanışması -Alpertunga Köksal’ın kurduğu ‘Karakan’ isimli Rap grubu ‘Defol Dazlak’ isimli bir single çalışması yayınladı. Karakan:
Sayfa 126·Kitabı okudu
Edebiyat
Deizm, "Tanrı, alemi ve içindekileri yarattı, bir kenara çekildi." diyen Aristo'nun Tanrı anlayışından esinlenen ve XVI. yüzyıl Avrupa'sında ortaya çıkmış olan felsefi kökenli bir inanç biçimidir. Deizm, aslında Hıristiyanlığın tarihi seyir içerisinde ortaya koyduğu dogmatik din anlayışına karşı gelişen protest bir harekettir. Hıristiyanlığı insan aklını değersizleştirdiği, diğer dinlere karşı hoşgörüsüz olduğu, kendi içindeki farklılıklara tahammülü olmadığı ve ayrıştırıcı bir mekanizmaya dönüştüğü için yüksek sesle eleştiren yaklaşımlar , deizmin doğmasında etkili olmuştur.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Reklam
As an apatheist, I was impressed
my god is not waiting inside a church or sitting above the temple's steps my god is the refugee's breath as she's running is living in the starving child's belly is the heartbeat of the protest my god does nót rest between pages written by holy men my god lives between the sweaty thighs of women's bodies sold for money was last seen washing the homeless man's feet my god is not as unreachable as they'd like you to think my god is beating inside us infinitely
Sayfa 133·Kitabı okudu
Alıntı
Çiftlerin aralarındaki güvenli bağ tehlikeye girdiğinde içine düştükleri, ilişkiyi yıpratan 3 temel kısır döngüdür. İşte bu 3 Şeytan Diyaloğu: 1. Kötüyü Bulmak (Find the Bad Guy)Mantığı: Karşılıklı suçlama ve saldırı döngüsüdür. Nasıl İşler? İlişkide bir sorun çıktığında iki taraf da suçu birbirine atar. Amaç, "Hatalı olan ben değilim, sensin" diyerek kendini korumaktır. Oldukça hararetli ve yüksek sesli tartışmalardır. Sonuç: İki partner de sürekli savunmada ve tetikte olduğu için kimse güvende hissetmez. Genellikle kısa sürer çünkü çok yorucudur, yerini ikinci döngüye bırakır. 2. Protesto Polka (The Protest Polka)Mantığı: En sık görülen, bir tarafın talep ettiği/üstüne gittiği (pursuer), diğer tarafın ise geri çekildiği/sustuğu (withdrawer) kaçma-kovalama döngüsüdür. Nasıl İşler? Bir partner bağın koptuğunu hissedip panikler ve öfkeyle eleştirmeye başlar. Diğer partner ise bu öfkeden korkup kendini kapatır veya odadan kaçar. Partner kaçtıkça, kovalayan taraf daha da panikler ve saldırganlaşır; bu da kaçanın daha çok saklanmasına neden olur. Sonuç: Çiftler dipsiz bir kuyuda dönüp dururlar. Kovalayan taraf "Beni umursamıyor", kaçan taraf ise "Ne yapsam yaranamıyorum" diye düşünür. 3. Don ve Kaç (Freeze and Flee)Mantığı: İki tarafın da tamamen pes ettiği ve duygusal olarak bağını kopardığı "sessizlik" döngüsüdür. Nasıl İşler? Genellikle uzun süre "Protesto Polka" dansı yapan çiftler yorulunca bu aşamaya geçer. Kovalayan taraf artık protesto etmeyi (tartışmayı) bırakır, ümidini keser ve susar. Kaçan taraf zaten sessizdir. Evin içinde iki yabancı gibi yaşarlar. Sonuç: Tartışma veya kavga yoktur ama ilişki tamamen "donmuştur". Kitaba göre ilişki için en tehlikeli aşama budur, çünkü acı bile hissedilmez, tam bir kopukluk hakimdir.
Onlar Tinerci, Biz ruhsuzduk!..
Akşam karanlığının yavaş yavaş koyulaşmaya yüz tuttuğu saatlerdi. Beyoğlu İstiklal caddesi girişinde, bakımsızlıktan görüntüsü iyice silikleşmiş tarihi çeşmenin önünde iki çocuk birbirine sokulmuş mışıl mışıl uyuyordu. Yaşları 15-16 civarında iki çocuk. Belki de "tinerci" denilenlerden. Belki de uyumamış "sızmışlardı." Nicedir akmayan kurumuş ve metruk çeşme, gecenin kuru soğuğunda beton zemin üzerine iki çocuk akıtmıştı sanki! Ve cadde, gidiş-gelişlerde her zamanki izdihamını yaşıyordu. Bir, caddeye henüz girenler görüyordu çocukları,bir de, caddeden henüz çıkıp Taksim meydanına çıkanlar... İstiklal caddesi her zamanki rutin işlevlerini olanca hızıyla yerine getiriyordu. İnsanlar sinemaya girmek için bilet alıyorlardı. İnsanlar sanat düşkünlüklerinin en doğal bir yansıması olarak dükkanlardan kitaplar, CD'ler, kasetler seçiyorlardı. Türkü sesleri, şarkı sesleri, protest müzik sesleri, yerli ve yabancı starların kah hançerelerini yırtarcasına üst perdeden, kah duyarlı ve duygusal tınılarla slow olark yorumladıkları müzik parçaları birbirine karışıyordu. O iki çocuk orada, beton zeminde, öylece yatıyordu. İstiklal, bildiğimiz İstiklaldi. Yürürken laflayan insanların ağzından film eleştirileri dökülüyordu. Henüz bitirilmiş son kitabın hayranlık dolu özetleri çıkarılıyordu. Arada kimi gençlerden emekçi halkımıza dair devrimci çözümlemeler, kimi orta yaşlılardan ise ahlakın gittikçe yozlaştığına dair yakınmalar duyuluyordu. O iki çocuk orada, beton zeminde, öylece yatıyordu. Caddedeki dükkanların ve insanların en önemli gündemlerinden birinin de yaklaşan 14 Şubat Sevgililer Günü olduğu anlaşılıyordu. Sevgiliye ne alınmalıydı? Hem sevenin hem de sevilenin kültür düzeyinin yüksekliğini ima edecek edebi dozu ağır bir kitap nasıl giderdi acaba? Ya da gecenin gizemli
Sayfa 43
Albümlerindeki vurgular ve içerikler Sepultura'nın '-core' kökenli milenyum akımları üstündeki ciddi etkilerinin ana sebepleri arasındadır. İnsanın doğayla bağlantısının yok edilmesi, yitmesi, doğanın yok edilmesi nedeniyle hissedilen öfke, faşizm, ırkçılık, endüstrileşme, insanın fabrika/hizmet sektörü robotuna dönüşmesi karşısında muhalif politik tutum, totalitarizm karşıtlığı, bağ-naz inançların insanları köleleştirmesine protest tepki, kültürel kimliği oluşturan tüm dokuların (edebiyat, müzik, tınılar) müzikal vurgusu, gelişmekte olan ülkelerin ya da geri kalmış ülkelerin sosyal problemleri... Her zaman en politik ve muhalif müzik grupları arasında yer alan Sepultura'nın bu konumu şüpheye yer bırakmayan açıklığıyla günümüze kadar gelmiştir.
Sayfa 165 - Epos Yayınları·Kitabı okudu
Müzik
Reklam
Reklam