İbn-i Mace (rh.) isimli hadis aliminin Enes'den (rh.) ivayet eylediğine göre. Peygamber Efendimiz (ﷺ) buyurmuş ki:
(A'zamun nâsi hemmen el mu'minü, yehtemmu bi emri dünyahu ve emri ahiretihi.)
Yâni, insanların en dertlisi mü'minlerdir. mü'min kişidir. Başı sıkıntılı, işi çok, omuzu ağır yüklerin altında, sıkıntısı çok olan insan mü'mindir. Neden?.. (yehtemnu bi emri dünyahu) hem dünyada yaşamış olmak, insan olmak, hayatta olmak dolayısıyla hayatı faaliyetlerini devam ettiriyor. (ve emre ahiretihi) hem de ahiretini kurtarmaya çalışıyor. İki cihan için çalıştığı için, sadece dünya için çalışanlardan daha dertli, daha meşgul, daha sıkıntılı durumda... Böyleyiz, böyle olmamız gerekiyor. Büyüklerimiz böyleydi. Biz de hakikaten hem dünya hem ahiret için üzüntü duyan, tasalanan, gayret eden insanlarız.
Bir çeşit imanımızdan dolayı, karınca kararınca fedakâr kullarız, fedakârlık yapabilen, vazgeçebilen kullarız. Bunu Avrupalı anlayamaz, materyalist bir insan anlayamaz. Müslümanı tarif edemez, müslüman onun için kompütüre giremez, mantık kurallarının katı çizgileri içine sığmaz. Tarifi o bakımdan kolay olmaz, çünkü bu tarafı var. Bir de dünyanın bütün zevkü sefasına ve imkânına sahip olsak, kendi problemlerimizin hepsini halletmiş olsak, yine de mutlu olamıyoruz, huzur bulamıyoruz. Ümmeti Muhammed'e yardım etmek istiyoruz. Kadrimiz kadar, kuvvetimiz kadar himmet etmek istiyoruz, hizmet etmek istiyoruz, bir şeyler vermek istiyoruz. Ana vasıflarımızdan birisi de bu.
Bir gün Darrâr Bin Hamza, «anlatın!» ricası üzerine, Hazret-i Ali'yi şöyle vasıflandırıyor:
Hikmetle söyler, adaletle hükmeder. İlim onun yüreğinden fışkırır, hikmet onun lisanından akar. Dünyadan ve bütün dünya süslerinden tiksinir. Geceleri, işi ve ve arkadaşı ibadettir. Allah korkusundan çok ağlar. Hadiseleri derinliğine düşünür. Kısa elbise giyer, hor yemekleri sever. Aramızdayken bizden farksız görünür, bir şey sorsak hemen cevap verir. Bir toplantıya dâvet etsek derhâl gelir. Aramızdaki ülfet ve samimiyet bu derecedeyken, heybetinden huzurunda konuşamayız. Dine bağlı olanlara saygı, fakirlere ilgi göstermekte kusur etmez. Kuvvetli olan ondan korkar ve kötü işinde devam edemez. Zaif olan da adalet kapısından yoksun dönmez.
Câbir b. Abdullah'tan gelen rivayete göre. Allah Resûlu (sav) bir hutbesinde şöyle diyordu: "Sözlerin en doğrusu, Allah'ın Kitabı, rehberliğin en güzeli ise Muhammed'in rehberliğidir..."
Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur "Ümmetimin hepsi cennete girecektir, yüz çeviren müstesna! Orada bulunanlar "Ey Allah'ın Resûlü, yüz çeviren kim?" diye sorunca, Hz Peygamber, "Bana itaat eden cennete girer. Bana isyan eden yüz çevirmiş demektir." şeklinde cevap vermişti.