Sınırsız, yüce gökyüzü, ne kadar farklı bizden! Uçsuz bucaksız maviliği ile, koşan, savaşan, bağrışan bizlerden, topu birbirlerinin elinden almaya uğraşan Fransız askeri ile Rus topçusundan ne kadar başka! Şu ağır ağır ilerleyen bulutlar... Nasıl olmuş da daha önce bu yüce gökyüzünü fark etmemişim! Onu sonunda keşfetmiş olduğum için ne kadar da mutluyum. Evet. Bu sonsuz gökyüzünden başka her şey boş ve sahte! Hiçbir şey, hiçbir şey yok ondan başka!
Demek insan gerçekten sevebilirdi...
Bütün gün birini düşünmek yorucu değil güzeldi. Hayata yaşama amacı veren tek şey sevmek ve sevilmekti sanırım. En büyük yaşam düşmanı da ölümü sevmekti. Ve onu arzulamaktı. İnsan kendi için yaşayamıyordu. Kendine biçtiği bir pay yoktu çünkü dünyada. Başkası için yaşamalıydı. Tanrı için, anne-babası için, çocukları için, ideolojisi için, para için -ama para sevilmez paranın getirdikleri sevilir- veya belkide sevgili için. Hepsinin temelinde sevgi vardı. Demek ki yaşamanın tek gayesi sevmekti. Demek ki şairler haklıydı. Dünyada kaydadeğer tek şey sevgiydi. Saf sevmekti hayat...