poetic justice, ya da şiirsel adalete inanan karakterlerle yazılmış ustalık eseri. Ursula'nın fantastik sesi de var. bitirince Leonard Cohen'in "what happens to the heart" şarkısına denk geldim. harika küçük şeyler..
youtube.com/watch?v=2AMMb9C...
"Yüksel caddesinin Bayındır sokağının kesiştiği köşede, ilkokulun duvarına oturmuş" ya da "merkezde değil de merkezde kalmış Sakarya barlarının arka sokağındaki evde" henüz "yeni veda edilmiş veya buluşacağı biri tam o anda orada değilmiş gibi duraksanılan köşe başlarında", bir parkta, yıllarca oturulmuş bir bankta. Ankara'da hiç konuşmaya ihtiyaç duymadığın zamansız bir an'la buluşmak gibi benim için Barış Bıçakçı okumak. Konuştuğunda nadir tanıklık edilen bir şimdi'nin güzelliği yalnızlığını eksiltiyor geçen zamanın.
Benjamin'in meşhur Tarih Meleği metaforu tarihi kabaca şöyle okur; Melek ne geçmişi bir bütün hâline getirebilir ne de geleceği kucaklayabilir. Barış Bıçakçı'nın Ankarası da gerçeklik ya da mutluluk olarak düşünülen şeyi aynı biçimde geri döndürmeye çalışmıyor, basit bir nostalji kurmuyor. Duygusunu hiç eksiltmeden usta bir yazar olarak zaman ve mekan üzerine, insan olma hâli üzerine yeniden düşündürtüyor.
Barış Bıçakçı