Solun çöküşüyle oluşan boşluğu kısa süre içinde dolduran İslami köktendincilik, Batı egemenliğine en şiddetli muhalefetin temel vektörü olmaya başladı, bu başlangıcından beri bünyesinde bulunan fakat "seküler" ulusçuluk çağı boyunca gerilemeye girmiş olan bir boyuttu. Batı egemenliğine karşı yoğun muhalefet, 1979 İran "İslam Devrimi" sonrasında Şii-İslam içerisinde bir kere daha etkili oldu ve Sovyetler Birliği'ne karşı mücadeleden Amerika Birleşik Devletleri'yle savaşa geçen Sünni-İslami köktendinci militanların silahlanmış müfrezeleri, 1990'ların başında Sünni-İslam içinde yeniden önem kazandı. Sovyetlerin mağlubiyetini ve dağılmasını, Amerika'nın Ortadoğu'ya askeri dönüşü takip etti.