Zaman asla yavaşlamaz ancak zamana dair farkındalığımız depresyondayken artar. Bu nedenle yavaşladığını hissederiz. Zamanın yavaşlaması sıkıcı olsa da tıpkı kaliteli bir video kameranın bir saniye içinde daha fazla kare yakalayarak detayları bize göstermesi gibi depresyonda olup biteni daha iyi incelememize fırsat sunar.
Hayatın çok hızlı aktığı, her şeye yetişmeye çabaladığımız ve her şeyi alelacele yapmaya çalıştığımız bir düzende depresyonun kendi ritmi ve yavaşlığı sanıldığı kadar kötü olmayabilir. Belki de bu sayede bize zorluk çıkaran "hızlı" savunmacılardan kurtulmak mümkün olabilir.
Zihnimizi sürekli meşgul eden bir konuyu düşünmekten kaçınmak yerine tekrarlayan bunaltıcı düşüncelere izin vermek ve tek bir probleme odaklanmak sorunun çözümü açısından işlevsel olabilir.
Depresyonda kişi genellikle zor bir problemle karşı karşıyadır. Karşımızda zor bir problem varsa çözüm için büyük bir çabaya ihtiyaç duyarız. Tam da bu noktada depresyon, enerjimizi rutin bir şekilde yürüttüğümüz sosyal ve fiziksel aktivitelere harcamamızı engeller. Bu enerji tasarrufu elimizdeki gerçek problem için kullanılır.
Depresyon her ne kadar birinin yaşadığı bir deneyim olsa da grupla olan ilişkileri de etkiler. Sosyal ilişkileri bir yönüyle zorlasa da ekibin diğer parçalarını harekete geçirebilir. Bir anlamda depresif bireyin hareketsizliği diğer insanları harekete geçirir.