“Hep, olmamız gerektiğini düşündüğümüz kendimiz ile — hep biraz ‘şaşarak’ — olmakta olduğumuzu gördüğümüz kendimiz arasındaki aykırılık, sanki, orası burası delik bir şemsiye ile sağanak altına çıkmışız gibi bir etki yaratır üzerimizde.”
“En yoğun özlemlerimizin ortasına bir katı bıkkınlık gelir yerleşir,apansız: Öyle olur ki, en son ucuna gitmeye can attığımız bir ilişkinin içinden çıkıp çekip gitme arzusu çöker üzerimize.”
“Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım. Bir keklik beslerdim ellerimle,varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok.”
“Çok kaybolmanın bir avantajı da bu, yolu bulduğu zaman fazladan seviniyor insan. Vardığı menzilin kıymetini biliyor. Bundan böyle, içeride ve dışarıda kayboldukça, söylenmek yerine şükretmeye karar verdim. Neticede, kaybetmeden hiçbir şey bulunamıyor.”