Biraz Dostoyevski betimlemesi okuyalım pt2
Sesi, tutkulu hıçkırıklarla titriyor, göğsü heyecanla inip kalkıyordu ve yüzü, akşam güneşi gibi kızarmıştı. Ordınov, gözü kararmış, ruhu sıkılmış bir halde fısıldadı. Tatlım! Ne dediğini bilmeden, hatırlamadan, anlamadan ve gözlerinin önünde beliren güzel hayali tek bir soluk alarak kaybedebileceği korkusuyla devam etti. Göğsünden gelen ağrıyla hıçkırarak ağlıyordu ve kalbinden gelen sesi heyecandan, mutluluktan bir tel gibi titriyordu. - Kimsin sen, kimsin, hayatım? Nereden geldin, tatlım? -Hıçkırıklarını bastırmaya çalışarak sordu. - Cennetin neresinden benim göğüme süzüldün? Sanki bir düşteyim; gerçekten var olduğuna inanamıyorum. Beni ayıplama... konuşmama müsaade et, izin ver her şeyi söyleyeyim!.. Uzun uzun anlatayım... Kimsin sen, kimsin, canım?.. Kalbime nasıl girdin? Söyle bana, uzun süredir mi kardeşimsin?.. Bu zamana kadar nerelerde olduğunu anlat – yaşadığın yerleri anlat, oralarda sevdiğin, hoşuna giden, üzüldüğün şeyler nelerdi?.. Havası sıcak, göğü berrak mıydı?.. Kimleri sevdin, benden önce kimler seni sevdi, kalbin ilk olarak kime meyletti?.. Annen öz annen miydi, çocukken seni bağrına bastı mı, yoksa sen de benim gibi kimsesiz miydin? Söyle, her zaman böyle miydin? Neler hayal ederdin, gelecek için kurduğun düşlerden hangileri gerçekleşti, hangileri gerçekleşmedi her şeyi anlat... Genç kızken kalbin ilk olarak kimin için sızladı, ona kalbini niçin verdin? Söyle kalbini kazanmak için ne yapayım, sana ne vereyim?.. Söyle bana, aşkım, nurum, kardeşim, söyle kalbini nasıl kazanayım?..
Sayfa 43·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular