"Ruhunu sıkı tut dostum,
Dağılmasın!"
Bir insanın, beklenmedik bir anda hayatımıza girmesi, bizi ne derece etkileyebilir ki?
İki farklı karakter, bambaşka bakış açıları...
Bir tarafta okuyan ve hayatı sorgulayan Patron, diğer tarafta ise okuma yazma bilmeyen, hayatı tutku ve neşeyle yaşamayı seçen Zorba...
Hayata çok farklı bir pencereden bakan, bazen kimsenin düşünemediği kadar incelikli düşünen, güçlü kuvvetli, söz konusu çalışmak olunca dişini tırnağına takan değişik bir adamdır Zorba.
Kelimelerin yetersiz geldiği yerde devreye giren santuru ve danslarıyla, tasvirleri ve enerjik yapısıyla dikkat çekiyor.
"Bir insan kederini nasıl giderebilir? Sözle mi? Püff!.."
Zorba'nın kadınlar hakkındaki söylemleri yer yer kızdırdı. Sonra bir an geldi ki, kadınların narin olduğu ve onları incitmemek gerektiğini söyleyerek de gönül aldı.
"Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu?"
Her insanın mizacının farklı oluşundan ve insanı üzenin beklenti olduğundan bahsederiz sürekli. İşte Zorba uzun uzun anlatmak yerine, böyle özetleyiveriyor mevzuyu :)
Zorba'dan çok Patron'la bağ kurmam daha kolay oldu.
Yine de onu hiç sevmedim değil, hayat felsefesinden çıkarılacak dersler var.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı, dili akıcı ve hikayesi dikkat çekici. Arada Albert Camus havası da hissetmedim değil.
Kitap bitince arayı soğutmadan filmi de izledim. Anthony Quinn ve yine o şahane oyunculuk (◕‿◕)
Hemen herkesin kendi içinde, zihninde zincirleri vardır, umarım o zincirleri bir an önce kırıp vakit kaybetmeden kendimizi keşfederiz.
Herkese keyifli okumalar diliyorum..