9/10
·288 syf.··
2026 86. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 02:36
Üst üste benzer türler ve açıkçası bol iç sesli kitaplar okuyunca bir molayı hakkettiğimi düşündüm. Baktım bu güzellik bana bakıyor. Hemen başladım. Şimdi yazarı bilmeyeniniz yoktur diye düşünüyorum. Kendisi öyle kitaplar yazıyor ki ya seviyoruz ya nefret ediyoruz. Bakınız bunun ortası olmuyor. Bu kitabı sevdiklerimden biri oldu. Kitap beni aşırı geren ama elimden de bırakamadığım bir kitap oldu. Bence okuyan herkesin ortak noktası Liam’dan korktum olmuştur ve inanın bana gerçekten abartmıyoruz. Kitap boyunca sürekli içimde kötü bir his vardı. Erika’nın bir anne olarak yaşadığı o ikilem çok iyi geçirilmişti; bir yanda oğlunu korumak istiyor, diğer yanda onunla ilgili hissettiği korkunç şüphelerden kaçamıyordu. Özellikle Liam’ın bazı sakin ama rahatsız edici davranışları tüylerimi diken diken etti. Jason baştan sona falso bir karakterdi. Bir yanım Liam karakterine inanmak istiyordu. Lakin diğer yanım şüphe duymaya devam ediyordu. Kitabın sonunda o beklenen ters köşe oldu. Baştan sona ne okudum hissini üstümden atamadım. Yazar yine insanın aklıyla oynamıştı. Tam bir şeyleri çözdüğümü düşündüğüm her anda yeni bir detay çıkıp bütün teorilerimi bozup durdu. Özellikle son bölümlerde gerilim inanılmaz arttı; sayfaları hızlı hızlı çevirdim resmen. Zaten hemende bitti. Akıcı kalem, manyak gerilim ve puff diye biten bir kitap. Benim için bu kitap sadece bir gerilim kitabı değildi diyebilirim. Annelik içgüdüsü, aile sadakati ve “çocuğun için ne kadar ileri gidebilirsin?” sorusu üzerine bayağı rahatsız edici bir hikâyeydi. Liam karakteri uzun süre aklımdan çıkmayacak çünkü bazı sahnelerde gerçekten normal biri gibi değil, insanın içine işleyen bir soğukluk veriyordu ki bence yazarın hedefi buydu. Bilin bakalım bu kız bu kitabı ne zaman okudu? Evet gece okudum ve uykum kaçtı.
1000Kitap
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026778 okunma
Bir dostluk hikayesi..
7/10
·352 syf.·
2026 39. kitabı
"Ruhunu sıkı tut dostum, Dağılmasın!" Bir insanın, beklenmedik bir anda hayatımıza girmesi, bizi ne derece etkileyebilir ki? İki farklı karakter, bambaşka bakış açıları... Bir tarafta okuyan ve hayatı sorgulayan Patron, diğer tarafta ise okuma yazma bilmeyen, hayatı tutku ve neşeyle yaşamayı seçen Zorba... Hayata çok farklı bir pencereden bakan, bazen kimsenin düşünemediği kadar incelikli düşünen, güçlü kuvvetli, söz konusu çalışmak olunca dişini tırnağına takan değişik bir adamdır Zorba. Kelimelerin yetersiz geldiği yerde devreye giren santuru ve danslarıyla, tasvirleri ve enerjik yapısıyla dikkat çekiyor. "Bir insan kederini nasıl giderebilir? Sözle mi? Püff!.." Zorba'nın kadınlar hakkındaki söylemleri yer yer kızdırdı. Sonra bir an geldi ki, kadınların narin olduğu ve onları incitmemek gerektiğini söyleyerek de gönül aldı. "Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu?" Her insanın mizacının farklı oluşundan ve insanı üzenin beklenti olduğundan bahsederiz sürekli. İşte Zorba uzun uzun anlatmak yerine, böyle özetleyiveriyor mevzuyu :) Zorba'dan çok Patron'la bağ kurmam daha kolay oldu. Yine de onu hiç sevmedim değil, hayat felsefesinden çıkarılacak dersler var. Yazardan okuduğum ilk kitaptı, dili akıcı ve hikayesi dikkat çekici. Arada Albert Camus havası da hissetmedim değil. Kitap bitince arayı soğutmadan filmi de izledim. Anthony Quinn ve yine o şahane oyunculuk (◕‿◕) Hemen herkesin kendi içinde, zihninde zincirleri vardır, umarım o zincirleri bir an önce kırıp vakit kaybetmeden kendimizi keşfederiz. Herkese keyifli okumalar diliyorum..
1000Kitap
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
4/10
·576 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 20:31
Bazı serilerin devamları öyle büyük hayal kırıklığı yaşatıyor ki kelimelere dökemiyorum. Karga Krallığı serisinin üçüncü kitabı kelimelere dökemediğim o kitaplardan biri oldu. İlk iki kitabı severek okuyup üçüncü kitabı da aynı heyecanla elime aldım ama maalesef umduğum gibi olmadı. Bu kitabın diğer kitaplarla uzaktan yakından alakası yok arkadaşlar! Sürekli tekrarlayan anlamsız olayları ve bi dünya karakteri bu kitapta toplamışız. Fallon'un hapsedildiği dünyayı anlayacağım diye beynim resmen error verdi. Birileri geliyor ölüyor ve gidiyor. Bu kimdi amaçları neydi diye düşünmeye kalmadan karakter bir anda puff ölü veriyor. Sonra bir bakmışsın kitabın ikinci üçüncü hatta beşinci karakteri kitabın başrolü olmuş onu okuyoruz. Esas karakterin yerinde yeller esiyor. Fallon karakterinin sevimsizğine değinmek bile istemiyorum. Resmen çocuk eğledik. Tamamdır clean girl en kraliçe en zeki en cesur sensin. Lore ise tam bir hayal kırıklığı oldu. Nerde o ilk kitaplarda ki zeki kral adam? Basiretsiz ve tüm o yeteneksizliğiyle Fallol'un ağzına bakması sürekli ama sürekli Fallon'a destek çıkması sinirlerimi resmen zıplattı. Yazarların kadın karakterleri baş tacı yapıp adamları baş sallayan köpeğe dönüştürmelerinden bezdum. Evet evet en feminist sizsiniz. Kitabın genel konusuna hiç değinmek istemiyorum. Serinin ilk iki kitabını çokça seven biri olarak bu kitabı da tabiki önereceğim ama bilin ki bu kitapta umduğunuzu asla bulamayacaksınız! Serinin devamında novella var ve zerre merak etmediğim Daya ve Cathal'ın hikayesini anlatıyor. Sonra dördüncü kitapla buluşacağız. Şu an ki duygularımla almam diye düşünüyorum ama serinin bütünlüğü ve devamı için okuyabilirim de kararsızım! Öneri kısmında seriyi okumadıysanız hiç bulaşmayın demek istiyorum. Ne alın ne de almayın diyesim
Ölümcül Yeminler EviOlivia Wildenstein · Olimpos Yayınları · 2025111 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 26. kitabı
40 kadının bir mağara gibi bir hapishanede tutulması ve başındaki gardiyanlar ile bir ömür hapsedilmesini anlatan aslında distopik bir kurgu. Kısacık bir kitap zaten o yüzden spoi vereceğim ona göre devam edin yoruma!! Bir gün bu 40 kadın kendilerini bu hapishanede buluyorlar ama nasıl olduğunu o gün ne yaşandığını bilmiyorlar. Muhtemelen onlara ilaç içirildiğini düşünüyorlar.Zamandan mevsimlerden birhaber yaşayıp gidiyorlar burada. Erzakları bol, gardiyanlar tarafından zamanında veriliyor, gardiyanlar kadınların intihar etmelerine ya da birbirlerine zarar vermelerine izin vermiyor. Tam zamanlı izleniyorlar. Sonra bir gün alarmlar çalıyor ve şans eseri tam yemek vaktinde bir gardiyan kapının kilidini açarken denk geliyor ve o şekilde bırakıp kaçıyor gardiyanlar. Puff diye yok oluyorlar resmen. Bu kadınlar da gardiyanlar gelmeden kaçıyorlar. Ama anlıyorlar ki insanlığın olmadığı bir yerdeler. Gerçekten öyle mi? Çünkü çevreyi keşfettikçe yakınlarda bir sürü mağara ve kendileri gibi tutulan 40 kadın cesedi buluyorlar... Sonra erkek cesetleri bulmaya başlıyorlar... Ben buraya kadar kadınlarla ilgili bir olay olduğunu düşünmüştüm ama ilginçleşmeye başladı. Dünyada mı ya da başka bir gezegendeler mi bilinmiyor. Çünkü oldukları yer dünya gibi hissettirmiyor. İnsanlar nerede? Yaşayan kimse yok mu? Bu kitap o kadınların yaşam süresi kadar devam ediyor. Bir cevap bulabildiler mi okuyup öğrenin derim. Harika bir kurguydu ve bitince aklımda çok fazla soruyla beni bıraktı. Bir sahnede de çok duygulandım. Kadınların çaresizliği beni de delirtti. Anlatımından okuduğumuz kadın en küçükleri hatta hapisteki kadınlar onu büyütmüş. Araya yanlışlıkla karıştığını düşünüyorlar ve kadına bir isim de vermemişler çünkü ne gerek var zaten burada tıkılıp kaldık diye düşünüyorlar. Ve kitap
Erkek Nedir Bilmeyen BenJacqueline Harpman · Can Yayınları · 202649 okunma
2/10
·408 syf.··
2026 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:19
Çok rahatsız edici bir kitap. O lanet olası delikten ve o psikopat herifin elinden kurtulduktan sonra bile rahatsızlık hissini atamadım. Kurtulmaları 130 sayfa sürdü ama ben her sayfa sonunda, her bölüm başlangıcında sadece şunu düşündüm: Bunların sonu ne olacak? Sonunun klasik bir şekilde sonlanacağını biliyordum, ne kadar istemesem de. Cora ve Dean’in yaşadıkları çok korkunçtu. Özellikle böyle şeylerin benzerlerinin gerçekte yaşandığını bilmek daha da korkunç. Gününüzü normal ve mutlu geçirirken, o günün bu şekilde mahvolması ve hayatınıza kocaman bir travma girmesi… gerçekten ürkütücü. Aklımda sadece tek bir şey vardı: Dean, Cora’nın eniştesi. Kendisinden 10 ay büyük olan ablası Mandy’nin nişanlısı. Kitabın sonunda Cora ve Dean’in birlikte olacağını bildiğimden, o “klasik” şeyin kokusunu aldığım için benim için okumak çok zor oldu. Dile kolay, 15 yıl. Bakın, 15 yıl diyorum. Mandy ve Dean birlikte. Koskoca 15 yıl sevgililer. Anlıyor musunuz? Baya riskli sular. Ne yaşanırsa yaşansın, kenarda duran bir 15 yıl var. Hani bir iki yıl olsa… hadi diyelim beş yıl olsa… tamam diyeceğim. Tamam olmasa bile “neyse” diyeceğim. Ama koskoca 15 yıl… göz kırpıyor. Dean ve Cora gerçekten çok kötü şartlar altındaydı. Özellikle Cora’nın durumu çok daha kötüydü. Ve o esnada aralarında bir kıvılcım oluşabilir; sonuçta birlikte o korkunç şartların içindeydiler. Bu birlik, şartlar ne kadar berbat olursa olsun, onlara en azından bir dayanma gücü verdi. İkinci beni rahatsız eden şey. Ben Mandy’nin bir kalıp içine sokulduğunu düşünüyorum. Belki abartıyorumdur ama Cora ve Dean’ın ilişkisini, çekimini normalleştirmek için Mandy karakterinin bayağı vurdumduymaz yapıldığını, bu duruma itildiğini düşünüyorum. Hayatı boyunca benmerkezcidir, vurdumduymazdır belki; ama 15 yıllık sevgilisi,
1000Kitap
Kalp Attığı SüreceJennifer Hartmann · Pukka Yayınları · 2024351 okunma
TABULARIM FARKETMEDEN YIKILDI.. ✿⁠ 
10/10
·416 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 13:42
Çoğu insan gibi kitapların arkasına bakarak kitapları alan bir okurum. Önceden bir araştırma yapmam, sadece arkayı okuyup ilgimi çekerse alırım. Okumak için okumam, ve 'aaa popülermiş' diye de bir kitabı asla okumam. Kitabı aldığımda özeti gerçekten beni merak ettirmişti ve ben çocukluğumdan beri hep yabancı yazarların fantastik kitaplarını okuduğum için bir Türk yazarın fantastik yazabileceğine inanmıyordum, çoğu kişinin böyle düğündüğünüde biliyorum.. Kitabı alırken ben yabancının yazdığını düşünerek almıştım. Kitabın sonlarında ki 'Teşekkürler' yazılarını hangi kitap olursa olsun, her zaman okumayı çok sevmişimdir ve o an anladım ki.. bunu yazan bir TÜRK! O kadar sevindim , o kadar mutlu oldum ki! Gerçekten yıllarca dimdik duran tabularımın puff diye yok olmasını son sayfayı da okuyunca farkettim. Bunu başaran bir yazarın kitabını okumak bana gerçekten eşsiz duygular yaşattı. Çok güzel işlenmiş bir evren ve harika karakterlerle dolu o Elf/Fey dünyası.. Beni benden aldı. ✿ Başarısının devamını diliyorum. Umarım çok çok iyi yerlere gelir. D. N. Archeron
1000Kitap
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,667 okunma