Marcel Proust Muhteşem betimlemeler, ilgi çekici tespitlerle, gerçekten ilgilisinde enfes tatlar bırakan bir yazar. Üslubu herkesin zevkine hitap etmeyecek, ama edenin de tutkuyla ve tek bir cümleyi kaçırmamak için pür dikkat okuduğu, eserlerini tekrar okuma isteği uyandıran da bir yazar Marcel Proust. Ancak bu kitapları tek başına yazarla değerlendirmek eksik olur bence.Çünkü çeviri de en az yazarın üslubu kadar önemli yabancı dilden çevrilen kitaplarda. Çevirisinden dolayı okumayı yarım bıraktığım kitaplar olduğu düşünülürse; böylesi, bezen takip etmesi bile aşırı dikkat gerektiren, bir eseri hiçbir eğretilik barındırmadan (ve kendi anlattığına göre hiçbir ekleme, yoruma yer vermeden, yazarının anlattığının dışına çıkmadan) Türkçe yazılmış bir esermiş gibi çeviren Roza Hakmen'e de ayrıca çok saygı duyuyorum ve teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık Türkçe'ye bu eserleri, böylesi bir güzellikte kazandırdığı için. "Herkes okumalı" değil, ama bu üslubu seven herkes okumalı bence.
Müşterek deneyimlerle vücut bulan algılarımız ve hatırlarımız, bu yaşantıya dair ortaklıklar sone erdiğinde, yeniden şekillenir. Bilinç altı her daim yeniden şekillenen bir toprak altı gibidir. Alberine Kayıp, seride bu tarz bir yeniden inşanın başladığı kitabı. Albertine'e kadar olan zamanın dahil Albertine'in ölümüne kadar geçen zaman burada yeniden bir oluşum evresine giriyor. Romanı bu aşamadan sonra ikili bir bakışla görebiliyoruz. Bir insanın kaybının yarattığı bu zaman karmaşası, bu değişim ve dönüşümlerin yarattığı bir oluş hali ve kayıp zamanın izi, tam bulduk dediğimiz yerde bir kez daha yakalanan zamana yol almaya başlıyor.
Son zamanlarda okuduğum en iyi şiir kitabı oldu. Haydar Ergülen çok naif bir yaratılışa sahip bu zarafet şiirlerindeki her harfin ucunda görülüyor. Dünya beni gerdikçe açıp açıp okuyorum.