"Ortalıkta ne kadar iflah olmaz sosyalist ya da komünist varsa, bunların tümü inanılmaz ölçüde cimri, mala mülke düşkün, açgözlü adamlar... Hatta ne kadar sıkı sosyalistse, o kadar sıkı özel mülkiyetçi oluyor çoğu. Neden kaynaklanıyor olabilir bu? Yoksa yine duygusallıklarından mı?"
Kendisini özlemle bekleyen bir insana veya bitmemiş bir çalışmaya karşı sorumluluğunu fark eden bir insan yaşamını asla çöpe atmıyordu. Varoluşunun "neden"ini bildiği için tüm "nasıl"lara katlanabilir hale geliyordu.
İnsan, kaderinin acı çekmek olduğunu fark ederse, ıstırabı kabul etmeyi de bir görev olarak benimseyecektir; bu onun tek ve kendine özgü görevidir. Istırap içinde bile evrende biricik ve yalnız olduğunun farkına varmalıdır. Kimse onu ıstırabından kurtaramaz veya ıstırabı onun yerine yüklenemez. Onun özgün fırsatı, yükünü taşıma biçimindedir.
Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ıstırapta da bir anlam olmalıdır. Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.