Puan vermedi·424 syf.··
2026 22. kitabı
Hamdi Koç’un Doğan Kitap’tan çıkan yeni romanı Zarar Vereceksin, güçlü bir başlangıç ve yüksek tempolu anlatımıyla okuru ilk sayfadan hikâyenin içine çekiyor. Bir suikast gecesinin karanlığından yola çıkan roman, bireysel bir intikam hikâyesi gibi başlıyor ancak bugünün Türkiye’sine dair sert ve çarpıcı bir tabloya dönüşüyor. Her ne kadar zaman belirtilmemişse de hikayenin 1960’larda geçtiğini anlayabiliyoruz. Başkarakter Mesut; Ünye’de kendine kalan mirasın peşinde ama bu mirası alabilmek için bir çok engel var önünde. Bir yandan alacağını tahsil etmeye çalışırken bir yandan da kendisine pusu kuranları bulup intikam almak istiyor. Kitapta neredeyse her sayfada bir ölüm, bir pusu ya da bir cinayetin planı var... sert, karanlık ve şiddet dozu yüksek bir hikâye. Roman ilerledikçe Mesut’un sadece bireysel bir hesaplaşma içinde olmadığını, aynı zamanda devletin, polisin ve bürokrasinin de güvenilmez olduğunu yaşayarak öğrendiğini görüyoruz. Her şey çıkar ilişkilerine bağlanıyor, hukuk sistemi anlamını kaybediyor, dost bildiklerinin bile düşman olabileceği ortaya çıkıyor. Suçun nasıl meşrulaştırıldığını ve çıkar uğruna insanların (hatta devletin en üst düzey bürokratı olan valinin bile) nasıl değişebildiğini net şekilde hissettiriyor. Ve bu da sistemin ne kadar yozlaştığını daha görünür hale getiriyor. “Zarar Vereceksin" Mesut’un kendi halindelikten zalimliğe giden yolunu özetliyor aslında.. Yani süreç onun hayatta kalma ve varoluş mücadelesine dönüşüyor. Hamdi Koç’un anlatımını sevdim; yer yer okuru güldürürken keskin cümleleriyle de düşündürüyor. Genel olarak güçlü bir başlangıcı olan, temposu yüksek ve gerilimi sürekli hissedilen bir roman.
Zarar VereceksinHamdi Koç · Doğan Kitap · 202631 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 48. kitabı
Jack Carr / İnfaz Listesi Abd donanmasında Komutan James Reece’in ekibinin tamamı Afganistan’da pusu kurularak öldürülür. Reece görevinden ayrılıp evine döndüğünde ise hamile karısı ve kızının öldürüldüğünü görür. Cinayetlerin ardı arkası kesilmez. Yakın dostları, ailesi ve ekibinin hepsi öldürülmüştür. İntikam yemini eden Komutan Reece gerçekleri öğrenmek için sahip olduğu tüm bilgi birikimi ve askeri gücünü kullanmaya başlar. Asıl düşmanının Afganistan’lılar olmadığını anlar. Saray destekli büyük ilaç sanayilerinin Komutan Reece’nin ekibini denek olarak kullandıklarını öğrenir. Öncelikle hepsinin beyin tümörü olmasını sağlayıp sonra da ilaçlar işe yarıyor mu diye süreci takip etmişlerdir. İstediği sonucu alamayan yapı işleri bitince ise temizliği kendileri değilde düşmanına yaptırmışlardır. Gerçekleri öğrendikçe kontrolünü kaybeden Komutan Reece, 12 kişi olan üst düzey yöneticiler ve yetkilileri tek tek peşine düşer ve öldürmek için yemin eder.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
Puan vermedi·407 syf.··
2026 1. kitabı
Eser otobiyografidir. Çok sade ve akıcı bir Türkçe ile yazılmıştır. Yazar eserde anlatılan ilk dönemlerde Türkçüdür. Eserde soyadını da okuduğu bir romanın Türkçülük uğruna Kafkaslara gidip herkesi affetmesiyle bilinen Aydemir isimli bir karakterinden etkilenerek aldığını anlatır. Sonrasında geçirdiği ideolojik değişime rağmen eser içerisinde Türkçü olduğu zaman da solcu olduğu zaman da kendi iç dünyasını anlatırken objektifliğini korur, yani insan ilk başlarda yazarın sonradan solcu olabileceğine asla ihtimal vermezken sonradan da önceleri Türkçü olabileceğine ihtimal veremez. Atatürk gibi cephede bile okuyacak kadar entelektüel bir adamdır. O dönemde, eğer Rusya bu sınıf meselesine bu kadar saplanıp kalırsa ve Amerika aynı hızla yozlaşmaya devam ederse Çin asrının geleceğini söylemiş ve bence haklı da çıkmıştır. Yazar, Rumeli kaybedilmeden uzun yıllar önce aslında çocukların oyunlarında bile Hristiyan - Müslüman Savaşı'nın, içten içe tebalar arası bir kinin olduğunu belirtir. Yani onlar için Rumeliden atılmak sürpriz olmamıştır. Ağabeyi de kendisi de asker olmuşlardır ve nispeten bilinçli ve eğitimli bir insan olduğu için bu ricatın doğasını eserden de anlaşılacağı üzere çok iyi anlamıştır. Yazar Dersim'den bahsederken oranın daima aslında bizim gibi görünüp hiç bizim olmadığını, çevre illeri baskı altında tuttuğunu ve bunların hem Osmanlıya hem Dersim'e vergi vermek zorunda olduklarını söyler. Fıratı geçip doğuya savaşa gittiklerinde buradaki tek köprü olan İliç Köprüsü'nü Kürtler kesmiş ve devletin askerini karşıya geçirmemişlerdir. Bunlar Ruslara da bize de pusu kurup yiyecek ve cephanemizi almaya çalışmışlardır. Kafkas cephesi baştan beri ricat şeklinde gelişmiş ve yazarın aktardığına göre Karadeniz'den İran'a bütünsel bir çekilme gerçekleşmiştir. Yazar Sarıkamış
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 45. kitabı
"Sonsuza kadar plan yapabilirsiniz ama bir noktada onu uygulamak zorundasınız. Reece'in en iyi yaptığı şeyi yapma vakti gelmişti. Öldürmeye başlama zamanıydı." Herkese Merhaba Çok severek okuduğum bir kitapla sizlerleyim. Emekli Özel operasyon timi lideri Jack Carr'ın kaleme aldığı kitap çok satanlar listesinde yer almış . Ayrıca farklı ve gerçeğe yakın konusuyla 8 bölümlük dizi olarak yayınlanmış. 20 yıllık tecrübeyle kaleme alınan kitabın Savunma Bakanlığı onayı da bulunuyor. İlk sayfadan itibaren kitabın aksiyonu hiç düşmedi. Anlatımın akıcılığı , olaylara uygun teknik bilgiler kitabı sevmemi sağladı . Binbaşı James Reece ve ekibi Afganistan'da görev yapmaktadır. Son gelen görevdeki bazı yanlışlar dikkatini çeker ve üstlerine bildirir ama görev emrinin uygulanması istenir. Operasyon sırasında tüm ekip pusuya düşer. Pusudan Reece ve arkadaşı Boozer kurtulmuştur. Reece pusunun ve kaybettiği arkadaşlarının şokunu yaşarken kendini bir anda sorguda bulur . Uzun sorgulamalar sonrası eve dönmesine izin verilir . Reece ,eve dönmeden önce sağlık kontrolünden geçmek zorundadır . Kontrolde doktorun ilgisini çeken bir detay vardır . Ölen askerlerden ikisinde ve Reece'de milyonda bir görülen bir beyin tümörüne rastlanır. Reece, pusu ve beyin tümörünün aynı zamanda olmasının tesadüf olmayacağını düşünürken alacağı daha kötü haberler vardır . Pusudan kurtulan arkadaşı , eşi ve kızı öldürülmüştür. Sevdiklerini kaybeden Reece için yapması gereken tek şey vardır . Askeri tecrübelerini de kullanarak olayın arkasındaki kişileri araştırma başlar . Her bulduğu detay onu çok şaşırtacak ve intikam listesine eklenecektir. Reece, neden komploya uğradı ? Sevdiklerinin intikamını alabilecek mi ? Soruların cevabı ve daha fazlası için kitabı kesinlikle okumalısınız.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 041 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2026 11. kitabı
Fournier in yalın dili, kısa cümleleri, süsü püsü olmayan anlatımı nasıl bu kadar etkileyici olabiliyor bilemiyorum. Ne yazsa keyifle okuyorum. bu kitapta annesine hayatı zehir etmiş olan babasına odaklanmış yazar. babanın içki problemini Kuzeyli Annem kitabından biliyoruz zaten. Baba sıra dışı, sosyal kurallara uymayan, ayrıksı ve içki sorunu olan birisi ama itici bir insan değil. Fournier bize çocukluk travması anlatmıyor, ajitasyon dolu bir dil kullanmıyor. anneci veya babacı olup taraf tutmuyor. bu yargıların hepsini okuruna bırakıyor.
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Romanın yazarı Umut Mustafa Göçmen'in Okurlarıyla Buluşması
Puan vermedi·136 syf.·
2026 1. kitabı
Romanın yazarı Umut Mustafa Göçmen'in Okurlarıyla Buluşması (11.04.2026) Verev Ropdöşambr ile Yarım Röveşata 1) Soru: Bu romanın ilk kıvılcımı tam olarak neydi; bir görüntü mü, bir cümle mi, yoksa içini kemiren bir bunalım mı? Cevap: Kanımca kıvılcım diye etiketlediğiniz hadise öyle sinematik bir sekans sanılmamalı... İlham anı, her zaman karanlık odada bir anda kendiliğinden yaşanmaz. Uzun zamandır insanın kendi hislerini kendi cebinde taşımadığını düşünüyordum. Millet anahtarını, cüzdanını, ahlakını, vakarını düşürür de yolda bulur; tamam. Peki insan niçin hüznünü bile dışarıya emanet eder? Niçin öfkesini taksitle yaşar? Niçin sevinci bile kampanyalı ürün gibi kullanır? Evvela bu sorular musallat oldu. Sonra kendi aralarında çoğalıp, beni usul usul ite kaka bir dükkânın önüne kadar getirdiler. Kapısında tabela vardı: His İşleri. Ben de içeri girdim. Çıkamadım. 2) Soru: His İşleri Dükkanı fikri bugünün dünyasına bayağı sert bakıyor. Orası bir metafor mu, yoksa düpedüz yaşadığımız hayatın abartılmış hali mi? Cevap: Abartılmış halinden çok, üstündeki örtünün çekilmiş hali diyelim. İnsan bugün her şeyi ölçmek, sınıflamak, satmak, kiralamak, devretmek istiyor. Böyle bir çağda duyguların bundan muaf kalacağını düşünmek saflık olurdu. Kederin muhasebeleştiği, öfkenin pazarlanabildiği, aşkın kendi reklam metnini yazdığı bir düzende yaşıyoruz. O dükkân biraz bu yüzden var. Bir yandan absürt, bir yandan fazla tanıdık. Okur gülsün diye değil; ağlanacak haline gülünce, niye güldüğünü sorgulasın diye kaleme aldım bu romanı. 3) Soru: Yarım Röveşata çok güçlü bir figür. Onu iç ses diye mi düşünmeliyiz, yoksa anlatıcının başına bela olmuş başka bir bilinç olarak mı? Cevap: İç ses demek biraz steril kalıyor. İç ses sanki kişisel gelişim kitabından çıkmış gibi duruyor. Oysa bu daha çapraşık bir şey.
1000Kitap
Verev Ropdöşambr ile Yarım RöveşataUmut Mustafa Göçmen · Theseus Yayınevi · 20259 okunma