İslama Geçişte Korunan Efsane: İlk Türk Atası Apa Eçe
Çin rivayetindeki ilk ataların adları olan İ-çi-ni-şi-tu ve A-pang-pu ile Müslümanlıktan sonraki ilk atalara ait isim arasında da benzerlik vardır. Reşîdeddin, Yafes'le ilgili olarak şöyle bir kayda yer verir: "Yâfes, Türklerin deyişine göre Olcay Han diye lâkap alır." Birçok kaynağa göre (Dîvânu Lugâti't-Türk, Mucme-lu't-Tevârîh, Şecere-i Terâkime) Yâfes'in oğlu Türk'tür. Reşîdeddin'in Thackston tercümesinde Yâfes'in Abulca Han olarak adlandırıldığı kaydedilmiştir. Çingiznâme'de de Yafes'in diğer adı Abulca Han'dır. Çingiznâme'nin B nüshasında Yâfes'in adı ç ile Abulça'dır. Mirza Ulug Bek'in Tört Ulus Tarihi'nde Abulça Han, Yâfes oğlu Türk'ün oğludur. Şecere-i Terâkime'de ise Türk'ün oğlu Tütek'in oğlunun adı olarak Amulca geçer. Demek ki İslami tesirle Yâfes'e mal edilen (Tıpkı Şehnâme'deki Keyûmers gibi) Türk'ün ilk atasının adı Olcay, Abulca Abulça ~ Amulca'dır. Bu kelime apa eçe'den başka bir şey değildir ve aynı kelimeler Cou-şu'daki ilk ataların adlarında da vardır: İ-çi-ni-şi-tu, A-pang-pu. Nitekim İ-çi-ni-şi-tu'nun oğlunun adı da Türk (T'u-küe)'tür. Aynı kelimeler "atalarım" anlamında Bilge Kağan'ın eçüm apam Bumın Kagan İstemi Kagan (KT D 1) ifadesinde de bulunmaktadır. Yukarıdaki karşılaştırmalardan çıkan sonuç şudur. Türklerin kendilerine mahsus özgün bir ilk atalar efsanesi bulunmaktaydı. Buna göre Türklerin ilk atası Apa Eçe adını taşıyordu. Apa Eçe, yağmur ve kar yağdırabiliyor, rüzgâr estirebiliyordu. Biri yaz tanrısının, biri kış tanrısının kızı olan iki kadınla evlendi. Bunlardan biri dört çocuk doğurdu. Çocuklardan biri ak kuğu oldu. Diğer çocuklardan birinin adı Türk idi. Türk ateşi icat etti ve kardeş çocuklarının soğuktan korunmalarını sağladı. İşte bu özgün Türk rivayetindeki Apa Eçe adı, Çin kaynaklarına A-pang-pu ve İ-çi-ni-şi-tu olarak; İslami
Ahmet Bican Ercilasun, Eski Türk Efsane ve Destanlarında Köken Motifleri·Kitabı okuyor
1000Kitap
KAUKOKAIPUU Bazen hiç gitmemiş olsak da "o yer"e dair bir sıla hasreti du-yarız. Bazen olduğumuz yer dışında herhangi bir yerde olmayı dileriz. Finler, uzak bir diyara duyulan hasreti, kauko (uzak diyarlar) ve kaipuu (hasret) sözcüklerinden oluşan kaukokiu (ka-u-ko-kay-pu) olarak biliyorlar.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaukokaipuu
Bazen hiç gitmemiş olsak da "o yer"e dair bir sıla hasreti duyarız. Bazen olduğumuz yer dışında herhangi bir yerde olmayı dileriz. Finler, uzak bir diyara duyulan hasreti, kauko (uzak diyarlar) ve kaipuu (hasret) sözcüklerinden oluşan kaukokaipuu (ka-u-ko-kay-pu) olarak biliyorlar.
Kaukokaipuu
Bazen hiç gitmemiş olsak da "o yer'e dair bir sıla hasreti duyarız. Bazen olduğumuz yer dışında herhangi bir yerde olmayı dileriz. Finler, uzak bir diyara duyulan hasreti, kauko (uzak diyarlar) ve kaipuu (hasret) sözcüklerinden oluşan kaukokaipuu (ka-u-ko-kay-pu) olarak biliyorlar.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı
Kaukokaipuu
“Bazen olduğumuz yer dışında herhangi bir yerde olmayı dileriz. Finler, uzak bir diyara duyulan hasreti, kauko (uzak diyarlar) ve kaipuu (hasret) sözcüklerinden oluşan kaukokaipuu (ka-u-ko-kay-pu) olarak biliyorlar…”
Sayfa 136 - (e-kitap)
Bazen hiç gitmemiş olsak da “o yer”e dair bir sıla hasreti duyarız. Bazen olduğumuz yer dışında herhangi bir yerde olmayı dileriz. Finler, uzak bir diyara duyulan hasreti, kauko (uzak diyarlar) ve kaipuu (hasret) sözcüklerinden oluşan kaukokaipuu(ka-u-ko-kay-pu) olarak biliyorlar.
Sayfa 136·Kitabı okudu