o günlerde inanılmaz bir neşe vardı üstümde. sabahları erkenden uyanıyor, gece gec saatlere kadar yaşıyordum günü. hayatı, var olmayı çok seviyordum. sürekli bir şeyler yapma, gezme tozma, atlayıp zıplama, gülüp eğlenme isteğiyle dolup taşıyordum. bitmeyen bir enerjim vardı. yüreğim huzur dolu bir rahatlıkla coşmuştu.
cünkü bir bosluk dolmustu. icimdeki ses susmustu. bir puzzle parcası yerlesmisti resme. bir gemi limana yanasmıstı. durulmustu sularım, sakinlesmistim.
o zamanlar anlamıyordum, farkında degildim onu gördügümde midemin altüst olmasına tezat olarak derinlerdeki tamamlanma huzurunun.
hayat bana bir seyi vermisti artık, yıllarca aradıgım, ne aradıgımı bildigim ne de bulabildigim o seyi vermisti. onunlayken bulmuş hissediyordum hep. hep aradıgımı bulmuş. her an onunla degildim, olmama da gerek yoktu, hayatıma yayılmıstı usul usul bu bulmusluk. asıl konu “o” değildi zaten, bendim, zihnimdeki karmasa, icimdeki bosluktu…