“Belki de yalnızlık, ayakkabıdaki yastık gibidir, bilemiyorum. Herkesin ayağına uygun bir yastık olduğu gibi, benim de bana uygun blr yalnızlığım vardır. İşte bu yüzden, insanlar kendilerine uygun olan yalnızlığı bulmaya çalışır. Şu an bana uygun olan yalnızlık, yazı yazarken yaşadığım yalnızlık, tek başıma kaldığım yalnızlık. Şu an senin hissettiğin yalnızlık, sana uygun olan yalnızlık.”
Yazarın da söylediği gibi yalnızlıklarımız da puzzle parçası gibi. Nasıl her puzzle parçası özelse yalnızlıklar da kişiye özel. Yalnızlık duygusu ortak ama uyduğu kişi farklı. Birinin yalnızlığı bir başkasına uymuyor. Bu yüzden en mükemmelini bulmak için arayış içinde oluyoruz.
Ne zamanki vaiz çok iyi bir vaiz, öğretmen çok iyi bir öğretmen, terzi çok iyi bir terzi, memur çok iyi bir memur vs. olursa ve herkes müdür, amir vs. olmaya ya da öyleymiş gibi davranıp asıl işini savsaklamaya kalkmazsa işte o zaman ortaya harika bir puzzle çıkar. Yoksa her bir parçası bulunduğu yerden fırlamış, bir noktaya onlarca, yüzlercesi toplanıp, yüzlerce yerde boşluklar oluşmuş bir puzzle hiçbir şeydir. O artık bir puzzle değil bir yığındır.