----SPOİLER---
Okumak sadece klasik yada üst düzey eserlerden ibaret değil diyerek başlamak istiyorum.İnsanların bazen bu şekilde çıtır kitaplara da ihtiyacı var.Masa başına kitabı çizmek not almak için oturmadan, kurguya kendisini bırakarak kendini bir cinayetin peşinden sürükleyecek türde kitaplara .
Agatha Chrisıtıe polisiye türünde sürekli karşıma çıkan yazarlardan bir tanesiydi ve iyi ki çıkmış bende iyi ki bu kitapla okumaya başlamışım diyorum (tabi öbür kitaplara bilmediğim için önyargıyla yaklaşarak) .
Kitap sizi kurgunun başında 10 kişiyle bi ölüm yolculuğuna çıkartıyor.Bir trene biniyorsunuz amaçlarla,hayallelerle yada eğlencesine ama o tren sonunda son yolculuğunu yapıyor aynı hayat gibi...
Karakterler toplumdaki suç işlemiş sayılmayan (kendilerince ve toplumca) kişilerin, bir ada ve bir şiirin satırlarına harfien uyularak teker teker ölümlerini görüyoruz .Katil ölümleri bir ironi olarak hem şiire uyduruyor hemde bunları kendince yargılayarak suç terazisinin ağırlığına göre yapıyor.
Ölümler gerçekleşirken sürekli bir dedektif edasıyla olayları zihninde tartmaya izlerin peşine düşmeye başlıyorsunuz .Ben kimleri kimleri katil yapmadım ki her sayfa da işte katil bu diyerek hah sonunda buldum diyerek mutlu oldum ve sonrasında ellerim boş kaldı.Merakım beni benden aldı mantığım bazı yerlerde yerle bir oldu.Sonunda kitabın sonunda merakımı yendim ama keşke bulabilseydim katili diyede bir hayal kırıklığı yaşamadım değil .
Kitaba yazılış açısından bakacak olursak yazar kesinlikle okuyucuların merak dürtüsünü çok ön planda tutarak güzel bir iş çıkarmış ortaya .Okuduğum en iyi polisiye kitaplarından bir tanesiydi kesinlikle.