Saçlarım berber yasinden Künyem mi? Künyem hanfendinin kendisinden. Her daim para beklerim bir yerden. Maçları baglamasa bahis baronları zengin olacaktım erkenden. Bilmem şarkıcı olur mu mankenden Ama manken olabilir fiyakalı bir serseriden. Serbest meslek erbabıyım ömürlük izindeyim. İspanyol paça pantolonla sivri burun çizme giymekteyim. Beni tanımanız için yakama bir karanfil takacağım. Söz size cenazemde bile fiyakalı olacağım
Müzik
*ÂB-I HAYAT - 4867* Büyükler buyurdular ki; Bir mümin size bir şey sorarsa, aradan kendinizi çekin. Bir menfaat aklınıza gelse, o cevap doğru dahi olsa sonu felaket olur. Hiç menfaat aklınıza gelmese yine Allahü tealanın rızası nerededir diye düşünerek aradan çekilip söylemek lazımdır. Bir yaşlı adam berbere gitmiş. Berber de o anda birisini tıraş ediyormuş. Berber; oğlum benim param yok, beni Allah rızası için tıraş eder misin demiş. Berber, tıraş etmekte olduğu adamı kaldırmış, hemen bu yaşlı adamı koltuğa oturtturmuş. Diğer adam, sıra bende idi, neden beni kaldırdın demiş. Berber, seni para için tıraş edecektim, bu dedeyi Allah rızası için tıraş edeceğim. Hiç Allah rızası parayla değiştirilir mi, demiş. Tıraştan sonra berber bir de yaşlı zata iki kese vererek, yaptığın duaya karşılık gelmez ama baba sen fakirsin, garipsin, lütfen bunları kabul et demiş. Bir ay sonra dede tekrar berbere gitmiş. Baba yine tıraş mı? Dede, yok, borcumu ödemeye geldim, demiş. Bunun üzerine berber; baba, ben onları sana Allah rızası için verdim, zaten ben alacağımı aldım, ben Rabbimin rızasını hiçbir şeyle değiştirmem demiş. *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gözlemci Mütercimin Trajedisi: Dijital Gözetim Çağında Epistemolojik Sabotaj ve Entelektüel Direnişin Sınırları İstasyonun Yıkılışı ve Zamanlamanın Trajedisi Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, insanlığın dijitalleşme hikayesi artık bir özgürleşme anlatısı olmaktan çıkmış, mutlak bir kuşatılmışlık realitesine evrilmiştir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, teknolojik gelişmelerin masum birer ilerleme hamlesi olmadığını, aksine küresel sermaye ve devlet aygıtlarının eliyle yürütülen monolitik bir egemenlik inşası olduğunu göstermektedir. Bu sürecin kırılma noktalarını geriye dönük bir okumayla incelediğimizde, entelektüel zihnin en büyük zaafı olan "post-facto" (olgu sonrası) analiz tuzağıyla karşılaşırız. Tarihsel kronolojiye bakıldığında, kırılmanın kökleri iki binli yılların başına kadar uzanır. İki bin dört yılında Silikon Vadisi’nde küçük sermayelerle temeli atılan platformlar, bugün küresel siyaseti manipüle eden, başkan yardımcılıklarını dizayn eden ve devletlerin kılcal damarlarına sızan birer devasa veri imparatorluğuna dönüşmüştür. Trenin çoktan kalktığı, istasyonun yıkıldığı ve rayların doğrudan egemen yapıların merkezine bağlandığı bu post-facto gerçeklikte, entelektüel ancak bir tarihçi gibi geriye bakarak trajediye not düşebilmektedir. Eğer iki bin dört yılında bu analiz yapılıp kurumsal nüfuz sınırlandırılsaydı, bugün algoritmik determinizm altında ezilen bir toplum yerine, veri egemenliğini elinde tutan bir öznellikten bahsedebilirdik. Fakat bugün, geçmişin ihmaliyle şekillenen bir algoritmik kuşatmanın tam ortasındayız. I. Sistemin Monolitik İllüzyonu ve Fiyatlandırılmış Muhalefet Günümüz gözetim kapitalizmi, muhalif söylemi doğrudan yasaklamak yerine onu emme ve kendi lehine dönüştürme kapasitesine sahiptir. "Sistem, muhalif
Felsefe
"Ger ruhê min hîn jî zarok maye, ev ne ji ber ciwaniya min e; ji ber wê deynê ye ku li hember zaroktiya xwe ya windabûyî û nejiyaye hîs dikim."
BUGÜN HAVA GÜZEL Bugün hava güzel Bugün içim içime sığmıyor Annemden mektup aldım Memlekette gibiyim Allaha çok şükür karnım tok; Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır Kuşlar kaçmıyor benden; Bir güvercin kanadında okşuyorum Göklerin maviliğini. Serçelerin cıvıltısiyle siniyor içime Ağaçların yeşilliği. Bulutların ipek gölgesi Çocukların yüzünde hışırdıyor. Çember çeviriyorum çocuklarla beraber Elime çember almadan. Düşüncelerimi nura garkeden güneşe sor Bu Nisan rüzgarı da şahadet eder, Bütün insanları kardeş biliyorum, Cümlenin sağlığına duacıyım. Şayet ölürsem, Helâllaşmağa vakit kalmadan Hatırdan çıkarmayın beni; Dünyaya benden selâm olsun, Her nefes alıp verişiniz. Cahit Sıtkı TARANCI ( 1910 - 1956 ) Otuz Beş Yaş, S. 57-58
Ah, Önyargılarım!
24/02/24 Nepal( Pokhara ) himalaya Ateş başında üç kişi oturuyorduk. Dolunay tam olarak tepemizde, sessizce ateşi körüklemek için arada bir bambu ve çeşitli ufak tefek kuru otları ve yaprakları ateşin çevresine yerleştirirken, odunun ateşinin kızgınlığında daha küçük parçalara ayrılırken ki çatırtısıyla hummalı alevlenen odun kemiklerimi dahada ısıtmasından dolayı mesut bir şekilde hissediyordum, mehtabın ağaçların ve dağların üzerindeki beyaz loş ışınlarının yansıması karanlığın silüetini aydınlatıyordu, dingin kuş sesleri ve uzaktan gelen köpeğin ısrarlı havlayışlarıyla, doğanın esrarengiz müziğini kalbimim en derinlerinde hissediyordum ve birkaç dakika bu sükunet sürdü ve Yazar: “Açıkçası ben Nepal de ustruplu bir Hippi ile tanışamadım; demem o ki, bir gün bahçede otururken rastgele birisi geldi ve hiç sormadan direk içeri bahçeye geldi ve “oturabilir miyim?” dedi! Parasının olmadığını ve kalacak yere ihtiyacı olduğunu sordu ve “”seni bir süre misafir edebilirim”” dedim! Bir süre benim yerimde kaldı yemek içmek hiç bir şeye para da harcamadı ancak benim yerim olmasına karşı kendi keyfine göre davrandı, düzenledi hatta rahatsızlık vermeye başladı bu durum ve vizesinin süresi dolduğundan dolayı gitmek zorunda kaldı ve gitti! Rainbow’cu ya da Hippi olabilirsin ancak bu parasız yaşamayayım, sistemden uzağım diyerek başkalarına rahatsızlık vermek! Bunu doğru bulmuyorum! Son cümlesini kararlı şekilde söyledi ve haklı olduğunu bekler bir tavırla hafifçede sırıtarak kibarca bir pişkinlikle: Nepal’ de hippilerle çok fazla böyle deneyimim oldu! Dedi! Karşısında ateşle uğraşan kadın ateşin kor aydınlığından parlayan gözlerle Yazarın yüzüne baktı ve kadın öncelikle yazarın ne demek istediğini doğru mu anladığı, yani cümleleri idrak etmeye çalışıp bu sözlerden sonra,
Edebiyat