Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyük cümleler kurmak hiç mi hiç istemem ama ben Sabahattin Ali'de kendi sevme biçimimi, kendi hakikatimi buldum. Ve eğer başka bir evrende bir kitap karakteri olarak var olacak olsaydım, hayat beni Raif Efendi yapardı. Bu kitap en çok etkilendiğim ve en çok kendimi ait hissettiğim kitap... Şunu söyleyebilirim ki Kürk Mantolu Madonna'nın evrenine girebiliyorsunuz. Kendinizi hem Raif Efendi hem Maria Puder olarak hissedebiliyorsunuz. Bunu hissetmek zordur bu hissiyatı verebilmek de yazarın başarısıdır. Kitap karakterlerine gelirsek sadece Maria Puder hakkında okuyuculara fikrimi belirtmek istiyorum. Çünkü bu karakter kişinin zihninden zihnine değişkenlik gösterebilecek bir karakter...
Maria Puder, varolmayan ülkeden gelen bir soylu benim için. Belki Yusuf Atılgan'ın “Gecikmeli Ankara Treniyle Gelen Kadın"ı ya da Samuel Beckett'ın “Godot"u olarak tanımlayabilirim. Maria sanki bu dünyaya ait değil bana göre, belki Raif'in Almanya'da yalnızlıktan bilinçaltının uydurduğu bir hayal. Aslında bu yazarın başarısı elbette, Maria Sabahattin Ali'nin değil de daha başarısız bir yazarın aklına düşseydi ya da Sabahattin Ali farklı bir pencereden baktırsaydı bizi karaktere belki "Sokak Kızı İrma" olarak tanımlayacaktım. Bence okur olarak Maria'da en basit tanımıyla, önyargısız olmayı öğreniyoruz...
Son sözüm, edebiyatımızın klasiklerini okuyarak, herkesin bildiği eserlerle zaman geçirmeyi hiç sevmezken en yakın arkadaşım sayesinde bu kitabı okudum ve edebiyat klasiklerine olan ön yargımı da yıktım. Kürk Mantolu Madonna artık baş ucumda, kütüphanemin en güzide rafında duruyor ve ben de ona gözüm gibi bakıyorum.
❝Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.❞