Ben mi çok duygusaldım yoksa insan Euripides'in dediği gibi endişeden mi yaratılmıştı ya da başka bir bilgenin dediği gibi utançtan mı? Geriye dönünce tek tük seçilen mutlu anların bir anda geçip gitmesi; acının ve utancın zamanı da utandırırcasına yavaş yavaş akması, yıllar sonra gelip uykuyu kaçırması herkesin doğasında olan bir şey miydi? İnsan bu muydu? Yoksa sadece benim gibi zayıf insanlar mı böyle hissediyordu?
Tanrı, insanlar gibi kanıtlamak ihtiyacı duymaz. Onun var olması için bize ihtiyacı yoktur, bazı aptal felsefeciler Tanrı'nın ona inanan kimse kalmadığı için öldüğünü falan söyleseler de durum hiç de böyle değildir, O vardır ve hokkabazlar gibi, siyasetçiler gibi büyük sahnelerde, parlak ışıklar altında yüksek sesle, ilginç numaralarla insanlara kendini kanıtlamaya çalışmaz; O, bir yanıp bir sönen deniz feneri gibi hayatımızın her ânında, bizim fark etmediğimiz küçücük anlarda bize görünür. Mucizeler karanlıkta gerçekleşir, hakikat sessizce, fısıltıyla söylenir, sadece kendini kanıtlamak zorunda olanlar bas bas bağırır. Onunsa böyle bir şeye ihtiyacı yoktur. Görünür olanlar sadece putlardır, güneşte çatlarlar.