keşke söylesen
bu kenti terketmek artık kolay değil.
kapıyı kapatıp çıkamıyorum içeriden
halbuki tersimiz düzümüzden dikişli
halbuki güneşliyiz.
sen
gözümün önünde.
arkasında
ışıklar...
anlıyoruz ki alakalı değil rölativiteyle ruh
anlıyoruz ki mevsim mayısa değebilir.
anlıyoruz ki prensesler de kalp sökebilir
onüç
her şey dönüştüyse kuma
yola hırkamı giyer çıkarım
taleb etmiyorum,
sırtımda taşıdığım gezegen
gözlerim kapanıyor fakat dönüyorum
etrafın;
bakışarı müşfik, bakışları kara
değiştiyse zaman, yatıştıysa acınız müsaitseniz, kapınızı çalacağım.
farkediyorum, çünkü dikkat ediyorum.
her kağıda farklı imza atıyorsunuz.
farkediyor ve artırıyorum
müsait misiniz? kapınızı çalacağım.
misafir değilim.
lütfen beni ağırlama.
ihbarı idrak.
teessüf ederim! haber değeri yok bunların meşgul etmeyin.
Kim vurduya gitti aşkımz
faili meçhul değilse nefsi müdafaadır
Ellerimizdeki kelepçenin anahtarı sende
Kavgamızın tek seyircisi bu şehir,
Tutunduğumuz tek dal içimizdeki isyandır.
Söyle sevgilim sen söyle
Akan kanımızın hesabını kime soracağız?
Kim toplayacak gözyaşlarımızı
Kim koyacak sevgiyi içimize
Gittik gittik gittik
Acılara gittik
Keşkelere gittik
Ben sana sen bana gittik
Sonra öğrendik ki dünya yuvarlak,kaldık
Sen bağıra bağıra ağlardın ben susardım
Sen duvarları yumruklardın,
duvarlarında ellerinin izleri kan içinde.
Ben içime içime oyardım kendimi
Sen çimenlere yatıp uyuyakalırdın
Ben banklara tünemiş uykusuz
Sen ot içerdin, duman kusardın geceye
Ben tek sigaralık ciğerimle öksürüklerde
Sen aşka inanmazdın,sen inanmazdın
Ben maviye inanırdım
Boynumdaki yorgun damarların mavisine,
Beyaz dalgaları omuzlayan deniz mavisine,
Denizin bittiği yerde başlayan
göğün mavisine inanırdım
Bir de ensemdeki dövmeye inanırdım
Kuş ölür sen uçuşu hatırla...