Serinin yayınlanan iki kitabını da okuduktan sonra bir konudaki düşüncemi paylaşmak istiyorum. Özellikle de üzerinde en çok tartışılan hususla ilgili. :)
Evet, evrende gördüğümüz unsurlar daha önce farklı serilerde işlenen unsurlar. Fae’ler, vampirler, periler, tanrılar, ejderhalar… Birçok okuyucuya farklı serilerin derlemesi gibi gelmiş olmasının sebebi bu. Üstelik mühürler, rünler, gölgeler ve tanrı kılıçları da işin içine girince bir noktada insan, ‘’e ben bunları daha önce okudum ki,’’ diyebiliyor.
Fakat benim fikrime göre aynı unsurların yeniden ele alınması o kitabın özgün olmadığı anlamına gelmiyor. Fantastik evrende bazı klişeler vardır; eş bağları, tanrıların gücünü taşıyan yadigarlar, dünyaya yayılan kötücül güçler gibi… Bu gibi klişeleri elbette her yazar kullanabilir çünkü bunlar tek bir şahsın kullanımına ait değil. Önemli olan o unsurları kullanırken izlenilen yollar, karakterlerin aldıkları aksiyonlar diye düşünüyorum.
2000’lerden sonra yazılan popüler serilerin hiçbiri türünde ilk değilken, neden tek olmak zorundaymış gibi algılandığını anlamıyorum. Yazar diğerleriyle benzer temelleri kullanmış olsa bile kendi evrenini kurmuş ve özellikle ikinci kitapta bu evrenin ayırıcı özelliklerini daha net görebildiğimiz kanaatindeyim.