Nasıl huzur içinde ve üzülmeden gidebilirim? Hayır, ruhum yara almadan bu şehri terk etmeliyim. Duvarlar arasında, acı dolu geçen uzun günler, yalnızlık içinde geçen uzun geceler... Kim acıdan ve yalnızlıktan pişmanlık duymadan buradan kopabilir?
Nietzsche’nin yaptığı şey, var olan düşünceleri yerinden oynatıp geriye sürekli sorgulayan bir zihin hali bırakmak; bu yüzden okuma bitse bile etki bitmiyor, sadece şekil değiştirip devam ediyor.
“İnsanlar düşünmeyi sever değil, düşünmüş gibi hissetmeyi sever” bunu da fazlaca yüzümüze çarpıyor; 99 aforizmadan oluşan bu yapı, tek tek cümlelerle rahatlatmak yerine zihni rahatsız eden bir sorgu hali bırakıyor ve “doğru” diye tuttuğumuz şeylerin ne kadarının ezber olduğunu fark ettiriyor. Bu yüzden Nietzsche okumak, bilgi eklemekten çok içten bir şeyleri eksiltmek gibi çalışıyor; gereksiz kesinlikler yavaş yavaş çözülüyor ve geriye daha çıplak bir düşünme hali kalıyor.
İşte bu yüzden Nietzsche’yi seviyorum; zihnin içinde görünmeyen bir perde aralanıyor ve her şey bir anlığına hem daha çıplak hem daha gerçek hem de daha belirsiz görünüyor.