Kitabı Mukaddes'te de yazmıyor mu ki, bir devenin iğne deliğinden geçmesi bir zenginin
cennete girmesinden daha olasıdır."
"Peki ya kilise? Kilise iğne deliğinden geçebilecek mi? "
"Hayır," diyor yine gülümseyerek, "bu pek mümkün değil. Çünkü kilise, iğne deliğinin ta kendisi.
İnsan, doğası gereği sosyal bir varlık olduğundan, aile, topluluk ve devlet içinde bağlantıya muhtaçtır. Devlet tek bir hedefe hizmet etmesi gereken tamamen insani bir kurumdur; o hedef de dünyevi mutluluğun imkanlar çerçevesinde oluşturulması. Devlet, doğal gerekliliktir, yani Tanrı iradesidir, ona itaat de vicdani bir görevdir.
"Peki bir devlet yok olduğunda? "
"Bir devlet hiçbir zaman yok olmaz, en fazla bir başkasına yer açmak için toplumsal yapısı çözülür. Devletin kendisi her zaman baki kalır, onu oluşturan ulus ölse bile. Çünkü o zaman başka bir tanesi gelecektir."
"Yani bir devlet düzeninin çöküşü doğal bir gereklilik değil? "
Gülümsüyor: "Bazen böyle bir çöküş Tanrı iradesiyle bile olabiliyor."
"Peki bir devletin toplumsal yapısı çöktüğünde neden kilise
hep zenginlerin tarafını tutuyor? Yani bizim zamanımızda, kilise neden o cam kenarındaki çocukların tarafını değil de, hep kereste fabrikası hissedarlarının tarafını tutuyor? "
"Zenginler her zaman kazandığı için."
Tanrı doğayı yarattı, yani doğal
gereklilik olan şey Tanrı iradesidir. Ama doğanın yaratılmasının sonuçları, yani bu durumda devlet düzeni, özgür insan
iradesinin bir ürünüdür. O halde sadece devlet, Tanrı iradesidir, ama devlet düzeni değil.