Kitap okumak eylemine ciddi olarak ilk başladığımda hayatımdaki yaşanmışlıkları az biraz kafamdan atmak için başladığımı hatırlıyorum. Hayata olan bakış açımın genişlemesinin sebebini az çokta olsa okuduğum kitaplardaki ana karakterlerin yaşanmışlıklarına verebilirim. Her roman kitabının bitişindeki duygu ve düşünce yoğunluğu diğer bir kitabın içine girmemi engellemekte.
Bunu bahsetmemin nedeni hayatımda ilk defa kişisel gelişim kitabı okumamdır ve bundan asla pişmanlık duymadım iyi ki böyle bir şey deneyimlemişim. Peki neden kişisel kitabı okumaya karar verdim?
Film kültürüm biraz geniş olduğunu az çok söylebilirim, yani her türlü film türünü izlemeye yatkınlığım bulunmakta ve çok nadir sıkılır, bırakırım. Bu özellik belki de kitapta vardır diye bir denemede bulunmak istedim fakat benlik olmadığına karar vermiş bulunmaktayım.
Peki neden benlik değil?
İçinde yazan her bir bilgiyi hayatına geçirmediğin sürece o kitap sadece kağıttan ibaret olmakta benim için. Orda ki yazan her bilgi ve yaşanmışlıklar bizim beynimizdeki hareket mekanizmasını çok kısa bir süreliğine dopamin salgılatıp, kafamızda harekete geçirmek istediğimiz alışkanlığa vesile olmasını sağlıyor sadece.
Evet, tabiiki de dopamin salgısı bir şeylere başlamamızda etkili bir yapı, fakat hayatımızın her noktasında anlık dopamin salgısını sağlatıp harekete geçmediğimiz sürece o okuduğunuz kişisel kitaplar, izlediğiniz motivasyon videolar ne anlama geldiğini bir düşünmenizi isterim.
Bu noktada benim tavsiyem şudur ki hayattan neyden zevk alıyorsanız ondan dopamin salgınızı üretin.
Koşmak mı istiyorsanız, 15 dakika hafif tempo koşmak, aklınızda yapsam mı, yapmasam mı düşüncesinin yerine iyi ki yapmışım belki de yapmasaydım diyebilirsiniz ama yaptınız.
Birisiyle konuşmak