"Zira zevgi taçlandırdığı kadar çarmıha da gerer sizi. Besler, büyütür, hem de budar sizi. Doruğunuza tırmanıp güneşte titreyen en hassas dallarınızı okşadığı gibi köklerinize de iner ve sarsar, toğrağı sıkı sıkı tutuşlarınızı."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sık sık 'Sadece hak edene bahşederim.' dersiniz. Ancak ne bahçenizdeki ağaçlar ne de otlaklarınızdaki sürüler böyle der. Onlar yaşamak için bahşederler, zira kendine saklamak yok olmak demektir."
"Neşeniz, maskesini çıkarmış kederinizdir. Ve kahkahalarınızın yükseldiği bu çeşme, çoğu kez gözyaşlarınızla doldurulmuştur. Başka türlü nasıl olabilir?
Keder, varlığınızda ne kadar derinleşirse o kadar çok neşe barındırabilirsiniz içinizde. Şarabınızı döktüğünüz tas, çömlekçinin fırında pişirdiği tasın aynısı değil midir? Ve bıçakla oyulmuş olan ağacın kendisi değil midir, ruhunu sakinleştiren ut?"
"Acıların zaman içinde gitgide artması gibi, hayat da bütün olarak hep daha kötüye gidiyor. ' diye düşünüyordu. Çok gerilerde, hayatının başlangıç dönemlerindeki aydınlık nokta gitgide kararıyor, zaman içinde artan bir hızla sürüyordu bu kararma. 'Ölüme olan uzaklığın karesiyle ters orantılı bir hızla' diye düşündü ve artan bir hızla aşağı düşen bir taş imgesi yüreğine saplanır gibi oldu. Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti. 'İşte ben de uçuyorum..."