"Bir kitap her şeyi altüst etmelidir. Okuru, okumadan evvelki halinde bırakan bir kitap, başarısız bir kitaptır."
-Cioran-
Sevgi ve Şiddetin Kaynağı, okuru altüst eden kitaplardan birisi. Okuru, okumadan evvelki halinde bırakmayan, kitap bittiğinde okuyana cevaplar yerine sorular bırakan başarılı bir kitap.
Kitap, sevgi ve şiddetin kaynağı başlığı altında; şiddet ve türleri, ölüm ve yaşam sevgisi, narsisizm, kandaş ile cinsel ilişki bağlılıkları gibi alt bölümlerden oluşuyor. Kitabın büyük bölümünü şiddetin kaynağı ve narsisizm oluşturuyor.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, kendisinin farkına varmasıdır. İnsan, hayvanlardan farklı olarak kendisini, geçmişini ve bir sonu olduğunu bilmektedir. Sonunda öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır. Bir balık ya da leylek ölümün ne olduğunun farkında değildir mesela. İşte bu farkında olma durumu; insanı dünyadan kopuk, ölümden korkarak yaşayan bir yabancıya dönüştürmüştür. Freud da, kişideki saldırganlığın, şiddet eğiliminin sebebi olarak ölüm içgüdüsünü kabul etmekte, kişinin bilinçaltındaki ölüm içgüdüsü yüzünden kendilerini ve başkalarını incitme arzusu gösterdiğini söylemiştir.
Peki şiddetin kaynağı nedir? Acaba insanın içinde Freud'un dediği gibi doğuştan gelen bir şiddet eğilimi, bir öldürme arzusu var mı? İnsan kurt olarak mı, yoksa kuzu olarak mı doğar? Doğuştan iyi doğup sonradan mı kötü olur? Ya da özünde kötü doğup sonradan mı iyileşir? İlk bölümden itibaren Fromm, okura bu soruları sorduruyor. Yani kesin cevap verdiği bir soru yok. Her bölüm başında konularla ilgi Freud'un görüşlerine yer verip ardından Marx'tan, kutsal dinlerden ve uzakdoğu öğretilerinden aynı veya farklı görüşlere değiniyor. Bölüm sonlarında ise bu görüşleri kendi görüşleri ile harmanlıyor. Fromm'a göre insan hem kuzu