Kitabı okurken yeri geldiğinde kahkahalara boğuldum, yeri geldi düşüncelere. O kadar sade, tatlı bir dili var ki sanki kitap okumuyorsunuz da bir şey izliyor gibisiniz.
Büyük bir aile içinde olan biten yalan, sırlar, bastırılmış bir çok duygu. Yazar herkese sırayla söz hakkı vererek bütün gerçekleri çat diye ortaya döküveriyor. Kusursuz gibi görünen ailenin içinden sepet sepet kirli çamaşırlar çıkıyor. Ne büyük sırlar ama.
Kitapta herkes bir şeyler biliyor ama aynı zamanda da saklıyor. Bu gerçek hayatta da böyle bence. Herkesin herkesten sakladığı bir şeyler vardır. En yakınımızın, ailemizin bile. Hatta ve hatta kendimizin kendimizden sakladığı duygular, gerçekler, pişmanlıklar…
Hiç kimse hiç kimseden bir şey saklamayıp; her şey açık seçik olsaydı dünya nasıl bir yer olurdu?