Rabia

8/10
·240 syf.·
2024 10. kitabı
Pollyanna kitabını çocukken okumayanımız ya da adını bilmeyeniniz yoktur muhtemelen. Yıllar sonra kendime alışkanlık oluşturmaya çalıştığım şeylerden bir tanesi çocuk kitaplarını okumak oldu. Pollyanna da bu kitaplardan birtanesi. Kitabın ne anlattığına değinmekten ziyade şöyle bir cümlenin bana ne kadar dokunduğunu söylemek istiyorum. "Sadece nefes almak yaşamak değildir!" Çocukken muhtemelen pek de üzerinde durmayacağım bu cümle şu yaşımda bana çok dokundu. Uzun bir süre bu cümleyi sorguladım kendi kendime. Bana ne kattığını ve benden ne götürdüğünü... "Şu yaşımda gerçekten nefes almaktan başka ne yapıyorum?" dedim, sonra Pollyanna'nın hayata bakış açısı ve memnun olma oyunu geldi aklıma. Günümüzde o kadar olumsuz şeylerle karşılaşıyoruz ki bu olumsuzlukların arasında olumlu bir taraf aramak gerçekten çok zor. Pembe gözlüklerle bakalım etrafımıza demiyorum ama ufacık da olsa olumlu bir taraftan bakmak kendi ruhumuz için en sağlıklı şey olabilir. Kısacası, bu kitabı iyiki bu yaşımda okudum diyorum. Siz henüz kitabı okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar....
Edebiyat
PollyannaEleanor H. Porter · Altın Kitaplar Yayınevi · 201911,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·116 syf.·
2024 4. kitabı
Son zamanlarda okuduğum kitaplardan bir kaçında Shakespeare'in bu eserindeki Caliban karakterine atıfta bulunulduğu için kitabı okumak istiyordum. Okulun kütüphanesinde bulmuşken alıp okudum. Kitaba yönelik bir söylemde bulunamayacağım çünkü bu konuda yetersiz buluyorum kendimi ve daha fazla Shakespeare okumam gerektiğini düşüyorum. Kitapta Caliban ve Prospero iki ayrı kaynağı temsil ediyor. "Doğal" insan ve "uygar" insan. Shakespeare'in, uygar insan olarak oluşturduğu Prospero karakteri, yıllar önce ihanete uğrayarak bir adaya sürgün edilen, kendini geliştirmekten vazgeçmeyen, affetmeyi bilen ve yüce gönüllü bir karakter olarak kaleme alınmış. Onun tam tersi bir karaktere sahip olan Caliban ise kendisine eğitim verilmesine rağmen kötü olanı öğrenmeye, gelişimden, yenilikten uzak, aşağılık güdüleri olan bir karakter olarak yaratılmış. Can Yücel'in önsözünü okuyunca kitapta anlamadığım kısımları anlayabildim diyebilirim. Kısacası bu kitapta insanın elinde bulundurduğu en büyük gücün ilim olduğunu ve Prospero karakteriyle bize yansıtıldığını düşünüyorum. Çünkü Prospero, ıssız bir adada bir yaşam sürmesine rağmen doğanın gizlerini anlamlandırabilmiş ve bu gücü elinde bulundurarak Ariel gibi bir ruhani varlığın dilinden anlayabilmiş. Kitap ilk okumada anlaşılabilecek bir yapıya sahip değildi benim için o nedenle birkaç defa okunmalı ve daha fazla bilgi edinilmeli diye düşünüyorum. İşte o zaman Shakespeare'in asıl anlatmak istediği mesajı anlayabiliriz...
Edebiyat
FırtınaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
69 sayfalık incecik bir kitap ancak bu kadar doyurucu olabilirdi
8/10
·72 syf.·
2024 3. kitabı
Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen klasik okuduğumu iliklerime kadar hissettim. Hem olayların örgüsü hem yazım tekniği gerçekten çok güzeldi. Kitabın içerisinde beş öykü bulunuyor. Benim en beğendim ise ikinci öykü ile kitaba ismini veren son öykü oldu. Yazar, öyküleri kaleme alırken olaylardan daha çok insan psikolojisine odaklanmış. Anladığım kadarıyla kendisinin asıl savunduğu teori de bu zaten. Olayların ne olduğundan ziyade nasıl gerçekleştiği, karakterlerin psikolojik durumları ön planda. Son öyküden örnek verecek olursam, hayata iki farklı bakış açısıyla yaklaşan ve kendi tezlerini savunan iki karakter vardı. Okurken hem iki tarafa da hak vermek hem de onların neden bu bakış açısına sahip olduklarına yönelik tahminde bulunabilmek benim için iyi bir deneyim oldu. Bu kısacık kitabı okumadıysanız kesinlikle okumak için bir şans verin derim.
Edebiyat
Ihlamurlar Altında GezintiFriedrich Schiller · Can Yayınları · 20211,102 okunma
7/10
·168 syf.·
2024 2. kitabı
Kitap,1900'lü yıllarda Japonya'dan Amerika'ya göç eden kadınların yaşam mücadelesini konu alıyor. Yol boyunca daha refah bir yaşamın hayallerini kurarken, yolculuk sonunda hayal kırıklığına uğrayan kadınların hikayesini. Bir nevi amerikan rüyasının nasıl kabusa dönüştüğünü okuyoruz. Kitabın farklı bir yazım tekniği vardı. İlk defa böyle bir yazım tekniğiyle yazılmış kitap okudum. Kitap her ne kadar roman olarak belirtilse de içerisinde herhangi bir karakter analizinin yapılması olanaksız. Çünkü yazar, kadınların yaşadıklarını bir ses olarak kaleme almış. Olaylar tek bir karakter ya da karakterler üzerinden ilerlemiyor. Birbirini tekrar eden kelimelerin oldukça sık kullanıldığını da söylemek isterim. Bu durum okurken beni biraz sıktı. Bunların dışında kitabın şiirsel bir anlatımı vardı. Japon kadınların hiç bilmedikleri bir ülkeye göç ederken yaşadığı zorluklar, yıllar geçtikçe o ülkede asimile olmaya başlamaları, çocuklarıyla yaşadıkları kültür çatışmaları ve savaş patlak verince ülkelerine dönmeye zorlanmaları şiirsel bir dille anlatılmış. Kısacası kitap konusu ve kadınların sesi olması bakımından kesinlikle okunabilir ancak yazım dilinin okuyucuyu yorduğu da bir gerçek. Tüm bu değerlendirmeler ışığında kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,233 okunma
9/10
·325 syf.·
2024 1. kitabı
Kitabı okumadan önce hüzünlü bir hikayesi olduğunu biliyordum nitekim kitabı okudukça beni yaralayan o kadar çok nokta oldu ki... Charlie kurgusal bir karakter olsa da gerçekte Charlie gibi bireylerin var olduğunu ve yaşadıkları zorlukları unutmamamız gerekir. Kitabın konusuna şöyle bir değenecek olursam; Charlie, otuzlu yaşlarında düşük IQ'uya sahip biridir. Kendi dünyasında ve çalıştığı fırında mutlu bir hayat sürerken bir gün bilimsel bir deneyde kullanılmak üzere seçilir. Charlie deneyler sonucunda olağanüstü bir zekaya sahip olur. Ancak onun yüksek zekaya sahip olması deneyin henüz sonuçlandığını göstermez... Kitapta Charlie'nin çocukluğuyla olan mücadelesi, annesiyle olan ilişkisi ve yaşamanın "gerçek anlamda yaşamanın" verdiği heyecan, korku, üzüntü ve hayal kırıklığı duygularının hepsine olan bakış açısı, tüm bunların sonucunda var olan o yalnızlık hissi o kadar güzel anlatılmış ki. Beni en çok yaralayan kısım ise Charlie'nin hayata tutunma çabası, eski haline dönmemek için verdiği o savaştı. Algernon'dan da bahsetmeden geçmeyeyim. Algernon tıpkı Charlie gibi deneyde kullanılan bir kobay fare. Charlie'ye uygulanan deney daha önce ona uygulanmıştı. (Charlie ile Algernon arasındaki bağın bu kadar derin olması ise ikisinin de birer "istisna" olmasından kaynaklanıyor.) Kitapta, aile bağları, arkadaşlık, kadın-erkek ilişkisi, engelli bireylere yönelik davranışlar, kurumsal çıkarlar, eğitim ve bu alanlardaki tüm eksikliklerin eleştirisi de yapılıyor. Kısacası bu kitap için hüzünlü bir hikaye diyip geçmemek gerek. Kitabı henüz okumadıysanız okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma