Kitabı okumadan önce hüzünlü bir hikayesi olduğunu biliyordum nitekim kitabı okudukça beni yaralayan o kadar çok nokta oldu ki... Charlie kurgusal bir karakter olsa da gerçekte Charlie gibi bireylerin var olduğunu ve yaşadıkları zorlukları unutmamamız gerekir. Kitabın konusuna şöyle bir değenecek olursam; Charlie, otuzlu yaşlarında düşük IQ'uya sahip biridir. Kendi dünyasında ve çalıştığı fırında mutlu bir hayat sürerken bir gün bilimsel bir deneyde kullanılmak üzere seçilir. Charlie deneyler sonucunda olağanüstü bir zekaya sahip olur. Ancak onun yüksek zekaya sahip olması deneyin henüz sonuçlandığını göstermez...
Kitapta Charlie'nin çocukluğuyla olan mücadelesi, annesiyle olan ilişkisi ve yaşamanın "gerçek anlamda yaşamanın" verdiği heyecan, korku, üzüntü ve hayal kırıklığı duygularının hepsine olan bakış açısı, tüm bunların sonucunda var olan o yalnızlık hissi o kadar güzel anlatılmış ki. Beni en çok yaralayan kısım ise Charlie'nin hayata tutunma çabası, eski haline dönmemek için verdiği o savaştı. Algernon'dan da bahsetmeden geçmeyeyim. Algernon tıpkı Charlie gibi deneyde kullanılan bir kobay fare. Charlie'ye uygulanan deney daha önce ona uygulanmıştı. (Charlie ile Algernon arasındaki bağın bu kadar derin olması ise ikisinin de birer "istisna" olmasından kaynaklanıyor.) Kitapta, aile bağları, arkadaşlık, kadın-erkek ilişkisi, engelli bireylere yönelik davranışlar, kurumsal çıkarlar, eğitim ve bu alanlardaki tüm eksikliklerin eleştirisi de yapılıyor. Kısacası bu kitap için hüzünlü bir hikaye diyip geçmemek gerek. Kitabı henüz okumadıysanız okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.