Yaraları, Sebastian'ın şimdiye dek gördüğünden çok daha kötüydü. Her yerde kan vardı.
"Aman Tanrım, neden bir şey söylemedin?" diye bağırdı, yine sinirlenmişti.
Kaderin, adamın gözlerinin yaralı bacaklarında sabitlenmiş olduğunu görünce "Ah, kanadığım için kusuruma bakma" diye homurdandı. "Canının çekmesini istemezdim."
"Bazen çok kaba olabiliyorsun, karıcığım."
"Ben senin karın değilim."
"Henüz."
Sayfa 325 - Kaderin, vampir olan Sebastian'la dalga geçiyor.·Kitabı okudu
İçinde doğaüstü yaratıkların olduğu okuduğum ilk kitaptı ama kesinlikle son olmayacak.
Yıllar önce okuduğum (yarım bırakıp, çöpe attığım) vasat vampir kitabı yüzünden bu türe karşı hep ön yargılıydım. O yüzden hep uzak durdum. Abartmışım, çünkü bu tarzın kaliteli olanları da varmış. Boş yere bu keyiften mahrum kalmışım.
Kitabı bir günde okuyup bitirdim enfesti. Erkeğin kızı sürekli arzulamasını, onun için yanıp tutuşmasını büyük bir iştahla okudum. Çok tutkuluydu. İnanılmaz hoşuma gitti.
Ama şöyle bir sorun vardı. Çoğu karakteri tanımıyordum. Yazar sanki o karakterleri tanımamız gerekiyormuş gibi yazmış. O yüzden yan karakterde sürekli kafam karıştı.
Bir de az olay oldu, biraz durgundu ama ben böylesini severim. Karakterlerin aşkına odaklanılmasını çok daha keyifli buluyorum.
Kitap gerçekten çok eğlenceliydi. Kurt adamlardaki bu bağlılık, şehvet ve arzu gerçekten çok tahrik edici. Bıkmıştım soğuk, buz gibi adamların aşkını okumaktan. Böyle tutkulu, istediğine sahip olmak için gözü kara davranabilen, tutkulu erkek okumak ilaç gibi geldi. Duygularını gizlemiyor ve sevdiğini sonuna kadar belli ediyor, müthişti gerçekten!
Serinin devamını da mutlaka okuyacağım.